GÜNCEL

Denge siyasetinin jeopolitiği: Umman modeli ve arabuluculuk diplomasisi

İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Umman'ın Orta Doğu'daki özgün dış politika anl

Muş
Denge siyasetinin jeopolitiği: Umman modeli ve arabuluculuk diplomasisi

İbn Haldun Üniversitesi Körfez Çalışmaları ve Küresel Politikalar Merkezi Direktörü Prof. Dr. İsmail Numan Telci, Umman'ın Orta Doğu'daki özgün dış politika anlayışını, AA Analiz için kaleme aldı.

***

Umman hem siyasi yönelimleri hem de kültürel yapısı itibarıyla diğer Körfez ülkelerinden belirgin biçimde ayrışan, özgün bir model sunmaktadır. Diğer Körfez ülkeleri gibi yönetim sistemi olarak monarşiyi benimsemiş olsa da Umman, köklü devlet geleneğine sahip çıkması, tarihten gelen kültürel kodlarını koruması ve dış politikada tarafsız bir tutum izlemesi gibi hususlarda kendine özgü bir çizgi izlemektedir. Bu durum özellikle ülkenin dış politika yöneliminde gözlemlenirken, Umman'ın bölgesel ve küresel krizler karşısında taraf tutmaktan kaçınması ve hatta bu krizlerin çözümü için arabuluculuk faaliyetleriyle öne çıkması dikkati çekmektedir.

Bu açıdan değerlendirildiğinde, Umman'ın Orta Doğu'nun yoğun rekabet ve kırılgan dengelerle şekillenen jeopolitiği içinde özgün bir konum inşa ettiği gözlemlenmektedir. Zira Umman, bölgedeki yaygın güç projeksiyonu ve bloklaşma eğilimlerinin aksine, daha temkinli, dengeli ve çok boyutlu bir dış politika anlayışını modern Umman'ın kurucusu Sultan Kabus'un ilkeleri doğrultusunda, uzun yıllardır istikrarlı biçimde sürdürmektedir. Bu yaklaşım, 2020 yılında Sultan Kabus'un vefatı üzerine göreve gelen Heysem bin Tarık liderliğinde de değişmemiştir. Bu stratejiler bütünü, "tarafsızlık" olarak tanımlansa da gerçekte aktif bir denge siyasetine işaret etmektedir. Örnek vermek gerekirse, Umman'ın ABD v

Bölge ülkelerinin önemli bir kısmı güvenlik kaygıları ve ideolojik öncelikler doğrultusunda sert ittifak ilişkileri geliştirirken, Umman'ın daha esnek ve kapsayıcı bir çizgi benimsemesi dikkat çekicidir. Bu çerçevede, Maskat yönetimi, kriz anlarında taraflardan biri haline gelmek yerine, iletişim kanallarını açık tutan ve diyalog zeminini koruyan bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Bu yönüyle Umman, Orta Doğu'da arabuluculuk kapasitesini sürdürebilen sınırlı sayıdaki ülkelerden biri olmayı başarmıştır.

Geçmişte Doğu Afrika'dan Hint Okyanusu'na uzanan geniş bir etkileşim alanına sahip olan Umman farklı kültürler, inançlar ve ticaret ağlarını kapsayan bir imparatorluk geçmişine sahiptir. Bu tarihsel birikim hem ekonomik hem diplomatik bir refleks üretirken, farklılıklarla birlikte var olma ve onları yönetme kapasitesini kurumsallaştırmıştır. Bu tarihsel tecrübenin iç siyasete yansıması olarak Umman'da farklı etnik ve mezhepsel unsurların görece uyum içinde bir arada varlık gösterebildiği bir toplumsal yapı dikkati çekmektedir. Bu kimlik, benzer bir etkiyi dış politikada da göstermiştir. Dolayısıyla günümüzde Umman dış politikasında gözlemlenen temkinli ve kapsayıcı yaklaşımın, büyük ölçüde b

Yakın dönemde Umman'ın özellikle İran ile Batı dünyası arasındaki gerilimlerde üstlendiği yapıcı rolün, bu denge siyasetinin somut çıktılarından birisi olduğu belirtilebilir. Her ne kadar tarihsel ve kültürel ortaklıklarının etkisi olsa da Umman'ın İran ile geliştirdiği ilişkiler ideolojik bir yakınlıktan ziyade pragmatik bir zemine dayanmaktadır. Bu pragmatik zeminin arka planında iki ülke arasındaki coğrafi yakınlık ve karşılıklı güvene dayalı tarihsel etkileşim belirleyici olmaktadır. Nitekim Hürmüz Boğazı'nı paylaşan Umman ile İran, özellikle deniz güvenliği ve enerji hatlarının istikrarı bağlamında zaman zaman koordinasyon ve sınırlı işbirliği mekanizmaları geliştirmektedir. Ticari iliş

Nitekim nükleer müzakere süreçlerinde ilk temasların Umman üzerinden sağlanması, Maskat'ın güvenilir bir aracı olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Bunun yanında, çatışma riskinin arttığı dönemlerde, Umman devreye girerek tansiyonu düşürmeye yönelik girişimlerde bulunmuştur. Öyle ki 28 Şubat'tan hemen önce Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi'nin, ABD'de temaslarda bulunarak, bir anlamda krizin savaşa dönüşmemesi için çaba sarf ettiği bilinmektedir. Umman Dışişleri Bakanı'nın CBC televizyonuna verdiği röportajda dile getirdiği "uzlaşıya hiç olmadığı kadar yakınız" cümlesini kullanarak aslında ABD üzerinde bir baskı oluşturmaya çalıştığı dahi ifade edilmiştir.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/denge-siyasetinin-jeopolitigi-umman-modeli-ve-arabuluculuk-diplomasisi

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI