MHP'den yapılan açıklamaya göre Bahçeli, partisinin belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında konuştu.
İçinden geçilen dönemin sıradan bir zaman dilimi olmadığının altını çizen Bahçeli, zamanın akışının hızlandığını, coğrafyanın dilinin sertleştiğini, siyasetin yükünün ağırlaştığını söyledi.
Haritalar yerinde duruyor gibi görünse de haritaların arkasındaki kudret terazisinin derin mahfiller tarafından yeniden kurulduğunu belirten Bahçeli, "Devletler aynı sınırlarla tanımlanıyor ve anılıyor olsa da güvenlik kuşakları yer yer daralmakta, yer yer genişlemekte ve yer yer de kırılmaktadır. Kısacası dünya, eski kavramlarla açıklanamayacak, eski ezberlerle yönetilemeyecek radikal bir kırılma eşiğine gelmiştir. Bu kırılma, yalnız birkaç bölgesel gerilimin toplamı değildir, Orta Doğu'dan Avrasya'ya oradan Pasifik'e uzanan geniş bir hatta güç dengelerinin yeniden tartıldığı, devletlerin iç dayanıklılığının sınandığı ve yeni bir jeopolitik düzenin ağır ağır şekillendiği tarihi bir eşiktir.
Türkiye'nin önünde duran meselenin de tam olarak bu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Bu sarsıntılı çağın kenarında bekleyen bir seyirci mi olunacaktır, yoksa devlet aklıyla yönünü tayin eden, iç cephesini tahkim eden ve bölgesel denklemin kurucu aktörlerinden biri haline gelen bir ülke mi olunacaktır. Tarihin ileride kayıt altına alacağı günleri yaşarken, bizler, bu sorunun cevabını aramak ve Türkiye'nin hangi istikamette yürümesi gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymak durumundayız." diye konuştu.
Bahçeli, Gazze'de yaşanan insanlık dramı, Lübnan sahasında derinleşen kırılma, İran merkezli gün geçtikçe kontrolden çıkarak tırmanan savaş hali, Suriye ve Irak zeminindeki kırılganlık, Ukrayna–Rusya savaşının Avrupa güvenlik mimarisini sarsan etkisi, Afganistan'dan Pakistan'a uzanan istikrarsızlık hattı, Çin ile Hindistan sahasındaki makro ve mikro stratejik rekabet, bunların hiçbirinin birbirinden kopuk ve tesadüfi hadiseler olmadığının altını çizdi.
MHP Genel Başkanı Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Meselenin derininde enerji hatlarını ve ticaret koridorlarını kontrol etme mücadelesi, nüfuz alanlarının yeniden paylaşımı, vekalet ağları üzerinden yürüyen rekabet, mezhebi ve etnik fay hatlarının stratejik biçimde harekete geçirilmesi ve nihayetinde küresel güç mimarisinin yeni bir dizilişe doğru evrilmesi bulunmaktadır. Mustafa Kemal Paşa'nın dile getirdiği şu ikaz, bugün yaşadığımız çalkantılı dönemde ayrıca kıymet kazanmaktadır: 'Karar vermek için acele etmeyiniz, fakat karar verdikten sonra tereddüt etmeyiniz.' Devlet idaresinde mesele yalnız doğruyu bilmek değildir, doğruyu doğru zamanda söyleyebilmek, doğru tedbiri gecikmeden alabilmek, tehlikeyi kapıya varmadan sezebilmek ve fırsat
Orta Doğu'da uzun yıllar vekalet hatları üzerinden yürütülen mücadelenin artık çevreden merkeze doğru yönelen daha doğrudan bir safhaya geçtiğine dikkati çeken Bahçeli, bu durumun bölgedeki her aktör için yeni riskler ürettiğini, Türkiye için de aynı gerçeğin geçerli olduğunu ifade etti.
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından İngiltere ve kısmen Fransa tarafından kurulan bölgesel statükonun, cetvelle çizilmiş sınırlar ve dış merkezli güvenlik mimarileri üzerine inşa edildiğini anlatan Bahçeli, bugün ise aynı coğrafyanın statükosunun bu defa ABD'nin stratejik yaklaşımı ve İsrail'i merkeze yerleştiren yeni bir güvenlik tasarımı üzerinden yeniden şekillendirilmek istendiğine işaret etti.
Orta Doğu coğrafyasının kaderinin ikinci kez dış merkezli bir dizayn girişimiyle karşı karşıya bırakıldığını dile getiren Bahçeli, "İran'da yaşanacak kontrolsüz bir zayıflama yahut çözülme yalnız Tahran'ın iç meselesi olarak kalmayacak, dalga dalga çevre ülkelere yayılan yeni bir istikrarsızlık kuşağı üretme potansiyeli taşıyacaktır. Mesele tam da budur. Türkiye'nin önündeki mesele, uzaktan izlenen bir sınır krizi meselesi değildir. Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu tablo doğrudan doğruya milli güvenlik, sınır emniyeti ve bölgesel istikrar dosyasıdır." ifadelerini kullandı.