Karadağlı, AA Akademi koordinasyonunda, Anadolu Ajansı (AA) Dış ve Ekonomi Haberleri Yayın Müdürü Barışkan Ünal'ın moderatörlüğünde düzenlenen Sinema Atölyesi'nin "Sinema, Dizi, Tiyatro Oyunculuğu ve Seslendirme" temalı 18. Bölümü'nün konuğu oldu.
"Çocuklar Duymasın" dizisinin aslında kendisine yanlışlıkla teklif edildiğini belirten Karadağlı, hatta bu rolü ilk başta defalarca reddettiğini söyledi.
Karadağlı, dizinin yıllarca sürmesi ve popüler olması nedeniyle "Haluk" karakteriyle kendisinin özdeşleştirilmesi hakkında da şunları kaydetti:
"Nimetleri de var, külfetleri de var tabii ki. Bazen başarınız lanetiniz haline gelebiliyor. Çünkü ne yazık ki bazen biz değil ama izleyiciler iki karakteri ayırmakta zorlanabiliyor. Ama öbür taraftan düşündüğümüzde biz zaten inandırıcı kılmak için uğraşıyoruz. Üzerimize yapışsın bu rol diye uğraşıyoruz. Yoksa eğer o yapışmazsa zaten 'Tamer Karadağlı o, Haluk değil.' diye bir ön yargıyla seyretmeye başlıyorsunuz. Ben aslında şanslıyım, demek ki Haluk olarak seyrediyorlar. Hala 'Haluk' diyen, 'Haluk Bey' diyen çok fazla oluyor. Bu hoşuma da gidiyor zaman zaman."
"Haluk" karakterinde Tamer Karadağlı'dan çok fazla şeyler bulunduğunu dile getiren Karadağlı, "Birol Güven'in zaten dehası da orada ortaya çıkıyor. Birol ilk 3-5 bölüm sürekli setteydi ve beni izliyordu. Konuşma tarzımı, kendi aramızda yaptığımız sohbetleri not alıyordu ve birçok şeyi benim hayatımdan da ekledi. Nasıl örnek vereyim? Ben brokoli sevmem, 'Küçük ağaçlar, ağaç yenir mi ya?' diye aramızda espirileşiyorduk. Birol onu diziye yazdı. Haluk da yemiyor oldu." dedi.
Karadağlı, yaptırdığı araştırmada seyircinin kendisini aile dizisi veya sitcomdan ziyade macera gibi "sert işlerde" görmek istediğinin ortaya çıktığını aktardı.
Son dönemde dizi sektörünün birçok anlamda geliştiğine işaret eden Karadağlı, "Çok iyi oyuncular da yetişti, sektör de kendini geliştirdi. Yani oyunculuklar gelişmedi sadece, yönetmenlerimiz gelişmedi, seyircilerimiz de gelişti. Eskiden beğendiği şeyleri şimdi beğenmeyebiliyor." ifadesini kullandı.
Uzun yıllardır ünlü oyuncuların dublajını yapan Karadağlı, dublajın en önemli unsurunu "karaktere hizmet ediyor olmak" şeklinde tanımlayarak, "Sesiniz eğer bilinirse hemen, bu bilmem kim diyorsanız, demek ki başarılı olamamış onu seslendiren. Yani sesin karaktersiz olması, role göre adapte olması gerekir." diye konuştu.
Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünü "neleri yapıp neleri yapamayacağımı bilerek" kabul ettiğini belirten Karadağlı, "Benim en büyük avantajım çok iyi bir ekip kurdum ve çok ciddi başarılara imza attık. Bunu ben tek başıma yapmadım. Ekibimle birlikte yaptım. Çünkü Devlet Tiyatrolarında hem yönetici hem idareci olmak zorundasınız. İkisinden biri değil, birlikte yürütmek zorundasınız çünkü dediğim gibi Türkiye'nin en büyük sanatsal kurumu." dedi.
Seyirci ve turne sayısını ciddi oranda artırdıklarını ifade eden Karadağlı, "Yeni tiyatrolar kurduk. En son Van ve Kars Devlet Tiyatrosunu açıyorum şimdi. Arada Batman'ı da açtık. Şimdi bütün bunlar çok güzel gelişmeler, çok yorucu. Çünkü bir sanat kurumunu yönetmek, idare etmek kolay bir şey değil. Ama çok da keyifli." ifadesini kullandı.