Ghebreyesus, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi'nde Akredite Basın Mensupları Birliği (ACANU) üyesi gazetecilerle DSÖ'nün merkezinde bir araya gelerek, küresel sağlık meselelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
"KDC'deki Ebola salgını, kayıtlara geçen en büyük ikinci ve şimdiye kadar gördüğümüz en hızlı yayılan salgın." ifadesini kullanan Ghebreyesus, vaka sayısının 6 bini geçtiğini ve ölümlerin 3 bine ulaştığını kaydetti.
Ghebreyesus, salgının şu anda altı ilde 60 sağlık bölgesini etkilediğini ve çok geniş bir coğrafi alanı kapsadığını vurgulayarak, "İturi eyaleti, vakaların yüzde 85'ini ve ölümlerin yüzde 88'ini oluşturarak salgının merkez üssü olmaya devam ediyor." dedi.
Ölümlerin çoğunun tedavi merkezleri dışında gerçekleşmesinin en endişe verici durum olduğunun altını çizen Ghebreyesus, salgın nedeniyle ölenlerin güvenli bir şekilde defnedilmemesinin bulaşmayı körüklediğine değindi.
Ghebreyesus, "(KDC'de) Birçok ölüm, bilinen temaslılar listesinde olmayan kişiler arasında gerçekleşiyor. Bu, bilmediğimiz bulaşma zincirlerinin olduğu anlamına geliyor. Her zincir bulunup kırılana kadar salgın devam edecek. Bu durum, KDC'ye, komşularına ve bölgenin tamamına tehdit oluşturmaya da devam edecek." diye konuştu.
Ebola salgınının, bu bölgedeki halkın karşı karşıya kaldığı tek sağlık tehdidi olmadığının altını çizen Ghebreyesus, KDC'nin bu bölgesinin on yıllardır çatışma, yerinden edilme, yoksulluk ve açlık nedeniyle acı çektiğini söyledi.
Ghebreyesus, DSÖ'nün KDC hükümetinin liderliğinde, Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC) ve diğer birçok kuruluşla ortaklık içinde müdahalenin her alanını genişletmek için çalıştığını vurgulayarak, buraya 330 tondan fazla acil durum malzemesi ve 300'den fazla uzman görevlendirdiklerini kaydetti.
Bundibugyo virüsüne karşı iki yeni aşı için İngiltere ve Kanada'da güvenlik denemelerinin yapıldığını belirten Ghebreyesus, "Önceki Ebola salgınlarının çoğundan sorumlu olan Zaire ebolavirüsüne karşı onaylanmış bir aşı da var ancak bunun Bundibugyo virüsüne karşı etkili olup olmadığını bilmiyoruz. DSÖ, ekim veya kasımda başlayacak olan KDC'deki etkinlik denemelerine her üç aşıyı da ilerletmek için ortaklarla birlikte çalışıyor." dedi.
Ghebreyesus, Gazze'de insani krizin derinleştiğini ve kış ayları yaklaşırken büyük halk sağlığı risklerinin arttığını kaydetti.
Çoğu kişinin aşırı kalabalık çadır kamplarında yerinden edilmiş durumda olduğunu anımsatan Ghebreyesus, "Taşan kanalizasyon, biriken atıklar ve güvenli suya erişimin sınırlı olması giderek daha tehlikeli koşullar oluşturuyor. Su kirliliği artıyor ve bu yıl akut sulu ishal vakaları neredeyse iki katına çıktı. Yağmurların başlamasıyla birlikte, sel sularının kanalizasyon ve kirlenmiş suyu yoğun nüfuslu bölgelere yayarak hastalık riskini artırması muhtemel. Gazze'nin zaten aşırı yüklenmiş sağlık sistemi bu artışları yönetecek donanımda değil." değerlendirmesinde bulundu.