İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, dünyanın fabrikaları denilebilecek Güney Kore, Çin, Hindistan ve Japonya'nın Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerjinin yüzde 80’ini aldığını belirterek, "Dolayısıyla bu ülkeler, enerji girdisini sağlayamadıkları ölçüde arz tarafında da sorunlar yaşamaya ve yaşatmaya aday görünüyor." dedi.
Küresel enerji arzının kalbi olan Orta Doğu, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan ve İran'ın misillemeleriyle oluşan savaş ortamıyla tarihinin en ağır sınamalarından birini yaşıyor.
Bölge, aynı zamanda küresel ekonominin damarlarında hissedilen çok katmanlı bir sarsıntının da merkezi haline geldi.
Savaşın ilk ayında toplam değeri 157,5 trilyon dolar olan dünya borsaları, 30 Mart itibarıyla 143,5 trilyon dolara geriledi.
Yaklaşık 14 trilyon dolarlık bu kayıp, yalnızca yatırımcı güvenindeki erozyonu değil, aynı zamanda savaşın ekonomik yansımalarının ne denli geniş bir alana yayıldığını da ortaya koydu.
Krizin en kritik boyutu enerji arzında ortaya çıktı. Dünyadaki günlük petrol talebinin yaklaşık yüzde 20'sini taşıyan Hürmüz Boğazı’nda petrol, LNG ve ticari gemi geçişlerinde yaşanan ciddi aksaklıklar ve artan güvenlik riskleri, küresel enerji akışını doğrudan sekteye uğrattı.
Gelişmelerin etkisiyle Brent petrolün varil fiyatı 100 doların üzerine çıkarken oluşan arz kısıtı özellikle jet yakıtı olmak üzere diğer petrol ürünlerinde de fiyat baskısını artırdı.
Bu süreçte piyasalarda fiyatlamaları belirleyen tek unsur, ürün arzına ilişkin endişeler olmadı. Artan enerji maliyetleri, yükselen navlun ücretleri ve savaş riskine bağlı olarak tırmanan sigorta giderleri, başta tarım olmak üzere tüm üretim zincirini baskı altına aldı.
Üretimin her aşamasına sirayet eden bu maliyet artışları, küresel ekonomide yeni bir maliyet dalgasını tetiklerken, fiyatlama rejiminde de yeni kalemleri gündeme getirdi.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, yaptığı açıklamada, küresel ölçekte artan jeopolitik tansiyonun fiyatlara yansımasına ilişkin, risk unsurunun devreye girdiğini ancak bunun etkisinin şimdilik daha çok finansal varlıklarda gözlendiğini söyledi.