Yüzyıllardır yemeklere lezzet veren ya da gıdaları korumak için kullanılan tuz, inşaat sektöründe her zaman uzak durulan bir malzemeydi.Nemi çekmesi ve suyla karşılaştığında hemen erimesi nedeniyle yapılara zarar vereceği düşünülüyordu.Ancak mimarlar, dünyanın en kurak noktalarında bu kuralı tamamen değiştirdi.Geleneksel yapı malzemelerinin bulunmadığı çöl ortamında, mimarlar doğrudan ayağımızın altındaki doğal kaynağa yöneldi.Bu sıradışı mimarinin en çarpıcı örneği Bolivya'da bulunuyor. Dünyanın en büyük tuz düzlüğü olan Salar de Uyuni'deki Palacio de Sal oteli, tamamen bölgeden çıkarılan tuzlardan yapıldı.Otelin sadece duvarları değil; masaları, sandalyeleri, zeminleri ve hatta dekoratif e
(Kaynak: ENSONHABER)