Anadolu'nun binlerce yıllık hafızasının sahneye taşındığı eserin dünya prömiyeri, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Türk Telekom Opera Sahnesi'nde gerçekleştirildi.
Opera eseri sahnelenen ilk Türk kadın besteci Güldiyar Tanrıdağlı'nın bestelediği, iki perdeden oluşan eserin librettosunu Prof. Dr. İskender Pala kaleme aldı.
Rejisör Caner Akın, eserde geleneksel opera anlatısını, çağdaş ve deneysel sahneleme olanaklarıyla buluşturdu.
Akın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, eser için sahne üstünde ve gerisinde ortalama 450-500 kişinin görev yaptığını dile getirdi.
Eserin tüm hazırlıklarının özenle yürütüldüğünü belirten Akın, "İDOB olarak, yaptığımız her prodüksiyonda uluslararası standartlarda prodüksiyonlar, işler, sanatsal eserler ortaya çıkarmak istiyoruz. Seyircilerimize çok değer veriyoruz ve dünyadaki trendleri takip edip en iyi şekilde onlara perde açmak istiyoruz." dedi.
Tarihte yaşamış gerçek karakterler ile kurgu karakterlerin eserde bir araya geldiğini aktaran Akın, "Eğer kültürün yoksa yok olmaya mahkumsun. Kültürün varsa bir savaşı kaybetmekten korkma. Yenilmezsin. Sonsuza kadar yaşarsın. Tabii ki İskender Pala bu güzel mesajı çok güzel bir aşk hikayesiyle bezemiş ve Güldiyar Tanrıdağlı bu duyguyu çok güzel işledi." ifadelerini kullandı.
Besteci Tanrıdağlı da eserin hazırlık sürecinin zorlu, meşakkatli ama bir o kadar da hiç unutulmayacağını aktararak, şunları kaydetti:
"Bundan sonrası artık sanatçılara ve seyircilerimize emanet. Heyecanım tabii ki çok büyük. Bu kadar büyük bir projenin bir parçası olduğum için çok mutlu ve gururluyum. Edusa'da insana dair bütün duygular var. Çok anlamlı bir mesajı var: O da kültürüne sahip çıkan milletlerin sonsuza dek yaşayacağı. O yüzden umarım seyircimiz de salondan çıkarken bu mesajı, bu hissiyatı sindirmiş olarak çıkar."
Kadın bestecilerin yolunun daha çok açılması ve daha çok eser yapması temennisinde bulunan Tanrıdağlı, "Çünkü bizler de varız, bizler de bu meşakkatli zor yollardan geçiyoruz. Yıllarca eğitim alıyoruz ve bence çok da güzel müzikler yazıyoruz. O yüzden umarım devamı gelir." görüşünü paylaştı.
Prof. Dr. İskender Pala ise eserin "Bir Anadolu Hikayesi" olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: