Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi, Birleşmiş Milletler (BM) Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı Emine Erdoğan, "Birincil meselemiz, tek kullanımlık ürünler etrafında şekillenmiş kullan-at kültüründen uzaklaşmak olmalıdır. Hepimizin refahı ve nesiller arası adalet için uzun ömürlü ve dayanıklı ürünler etrafında şekillenecek bir sürdürülebilirlik kültürüne geçmeliyiz." dedi.
BM Genel Merkezi'nde "Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Yüksek Düzeyli Enerji Dönüşümü Diyaloğu Toplantısı"na katılan Emine Erdoğan, salona gelişinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve UEA İcra Direktörü Fatih Birol tarafından karşılandı.
Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, toplantıya katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, davetleri için Birol ve ekibine teşekkür etti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP-31 Başkanı Murat Kurum'a ortaya koyduğu liderlik için şükranlarını sunan Erdoğan, COP-31 müzakerelerinin başkanlığını yürüten Chris Bowen'a, Birleşmiş Milletler adına Selwin Hart'a ve tüm paydaşlara teşekkürlerini iletti.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e de ilk günden beri iklim meselesine verdiği destek için derin şükran duyduğunu ifade eden Emine Erdoğan, şunları kaydetti:
"Son yıllarda her yaz, söz konusu iklim olduğunda gazetelerde benzer manşetlerle karşılaşıyoruz. Birkaç örnek vermek gerekirse 'Sıcaklıklar rekor kırdı', 'Tarihin en şiddetli sıcak hava dalgalarından biri yaşanıyor', 'Son 10 yılın en sıcak yazı' gibi bir zamanlar olağanüstü kabul ettiğimiz bu başlıklar artık neredeyse sıradanlaştı. Çünkü her yıl sıcaklık değerlerinde yeni bir eşik geçiliyor, ardından orman yangınları, sel baskınları, yeri göğe katan fırtınalar geliyor. Bu olanlar, her an büyüyen tüketimin doğurduğu enerji ihtiyacının ve artan sera gazlarının bir sonucudur. Bir taraftan da doğanın hal lisanıdır."
Emine Erdoğan, doğanın üzerindeki stresi kaldıramadığını bu şekilde açıkça söylediğini belirterek, "Bu nedenle enerji dönüşümü meselesini yalnızca 'Nasıl daha fazla temiz enerji üretebiliriz' sorusuyla sınırlandırmamalıyız. Meseleyi önce 'Neden daha çok enerji üretmek zorundayız?' sorusuyla ele almalıyız. Şapkamızı önümüze koyup kaynaklarımızı nasıl kullandığımızı ve sınırsız tüketim alışkanlıklarımızın sonuçlarını düşünmemiz gerekiyor." diye konuştu.
Kalıcı çözümün, semptomları yönetmekten ziyade onları var eden kök nedenleri ortadan kaldırmakla olacağını, bugün insanlığın tarihsel ayak izlerinin atıktan oluştuğuna işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Kaynakları çıkarıyor, işliyor ve tüketiyoruz. Tüm bu süreçlerde enerji harcıyor, sonra ürettiklerimizi atığa dönüştürerek sistemin dışına bırakıyoruz. Oysa atık dediğimiz her şeyin içinde enerji, doğal kaynaklar ve insan emeği var. İşte bu nedenle Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde gerçekleştirdiğimiz kutlamalarda bu çok boyutlu israfa dikkat çekmek için her yıl çok önemli bir tema seçiyoruz. Mesela bu sene gıda israfını küresel gündeme taşıdık. Çünkü her yıl küresel olarak 5,8 trilyon tabak yemeğe eş değer gıda tüketilmeden israf ediliyor ve biz gıda israfını nadiren enerji israfıyla ilişkilendiriyoruz. Dolayısıyla gıdanın üretimi, paketlenmesi, h
Yapılan araştırmaların, insanların yüzde 85'inin, ihtiyacından hep daha fazlasını alma temayülü içinde olduğunu söylediğini aktaran Emine Erdoğan, bunun, insanların anlam dünyasının daraldığı, manevi toprağının çölleştiği anlamına geldiğini ifade etti.