Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliği Ofisi ve UNICEF işbirliğinde bir otelde, "Çocukların Dijital Ortamda Korunmasına İlişkin Uluslararası Politika ve Uygulama Paylaşımı" başlıklı toplantı düzenlendi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, programda yaptığı konuşmada, bu çağda tehlikelerin, çocukları sadece sokakta ya da dış dünyada değil, sınır tanımayan dijital dünyada da kuşattığını belirterek, dünya genelinde internet kullanıcılarının üçte birini oluşturan çocukların karşı karşıya olduğu risklerin alarm verici boyuta ulaştığını vurguladı.
Bu meselenin, ülkelerin sınırlarını aşan, ortak çözümler üretmeyi ve birlikte hareket etmeyi zorunlu kılan küresel bir sorumluluk olduğuna dikkati çeken Emine Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına, son derece anlamlı bu toplantıda buluşturduğu için, UNICEF'e ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Çocuklara Yönelik Şiddet Özel Temsilciliğine de kıymetli işbirlikleri için teşekkür etti.
Emine Erdoğan, çocukların, bilgi teknolojileri sayesinde, yapay zeka destekli öğrenme araçları, çevrim içi eğitim platformları ve küresel bilgi ağları gibi önceki nesillerin sahip olmadığı ölçüde öğrenme ve gelişim fırsatına sahip olduklarını söyledi.
Çocukların dijital dünyada bilgiye ve milyonlarca kaynağa bir "tık"la ulaşabildiklerini belirten Emine Erdoğan, "Ancak ne yazık ki, aynı dünyada her türlü istismar da çocuklara aynı hızda, yani bir 'tık'la ulaşıyor. Yapılan araştırmalar, küresel olarak yılda 300 milyondan fazla çocuğun çevrim içi istismar ve tacize maruz kaldığını gösteriyor. Bu vakaların sıklığının her 10 saniyede 1'e kadar düşmesi, aslında her ülkeyi, her haneyi, her okulu saran bu 'gizli salgının' boyutlarını açıkça ortaya koyuyor." diye konuştu.
Emine Erdoğan, bugün çocukların, dijital dünyada sadece vakit geçirmediğini, bu dünyada büyüdüğünü, sosyal ilişkilerini, değerlerini ve kimliğini burada inşa ettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Maalesef yetişkinler olarak bizler, üzerimize yapıştırılan dijital göçmen etiketiyle bu dünyanın dışına itilmiş durumdayız. Çocukların yerlisi ilan edildiği dijital dünyaya sınır çizme hakkımız elimizden alındığı gibi, bugüne kadar bu çerçevede atılan her adım sansür iddiasıyla maalesef engellendi. Anne babalar, ne zaman endişelerini dile getirse çağın gerisinde kalmakla itham edildiler. Dijital mecralara dair düzenlemeler sosyal politikaların konusu olduğunda hükümetler baskıcı olmakla suçlandılar. Maalesef bu işin sonu, çocuk ve gençlerin, siber zorbalık, dijital bağımlılık, kişisel verilerin kötüye kullanılması, şiddet içerikleri, ayrımcılık ve nefret söylemleri gibi risklerle çepeçevre
Çocukların uyanık oldukları sürenin yarısından fazlasını ekranlara gömülü olarak geçirdiklerine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Sosyal medyayla ve bilgisayar oyunlarıyla dolu 8,5 saate varan ekran süresi, dijital bir bitkisel hayat demek." dedi.
Emine Erdoğan, Türkiye olarak, çocukları korumak için önemli adımlar attıklarının altını çizerek, şu ifadeleri kullandı:
"Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımızın hayata geçirdiği 'Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı' ile meseleye bütüncül bir stratejiyle yaklaşıyoruz. Ayrıca yine Bakanlığımızın hazırladığı 'Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi', çocukların dijital ortamlarda korunmasını, desteklenmesini ve güçlendirilmesini hedefleyen, uluslararası ölçekte ortaya konmuş önemli bir çağrıdır. Bu vesileyle tüm paydaşları bu sözleşmeyi imzalamaya davet ediyorum. Unutmayalım ki, dijital dünyanın çocuklar için daha güvenli hale getirilmesi yalnızca ailelerin değil, kamu kurumlarının, teknoloji şirketlerinin, uluslararası kuruluşların ve medya endüstrisinin ortak sorumluluğudur. Özell