University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Ermenistan’da 7 Haziran’da gerçekleştirilecek genel seçimlerin ülkenin dış politikası ve Güney Kafkasya’daki bölgesel dengelere olası etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Ermenistan'da 7 Haziran'da gerçekleştirilecek genel seçimler, Başbakan Nikol Paşinyan'ın siyasi geleceğiyle birlikte, ülkenin önümüzdeki dönemde nasıl bir dış politika rotası izleyeceğini de belirleyecek kritik bir eşik niteliği taşımaktadır. Paşinyan’ın Türkiye ve Azerbaycan’la normalleşmeyi, Batı’yla yakınlaşmayı ve Ermenistan’ı bölgesel ulaşım ile enerji hatlarına entegre etmeyi önceleyen çizgisi, Rusya’ya yakın eski siyasal çevreler, Karabağ elitleri ve milliyetçi muhalefet tarafından sert biçimde eleştirilmektedir. Bu nedenle sandıktan çıkacak sonuç, Ermenistan'daki klasik bir iktidar mücadelesini aşarak Güney Kafkasya'da barış sürecinin, savaş sonrası bölgesel düzenin ve Orta Koridor t
Ermenistan’ın son dönemde Türkiye dahil olmak üzere Batı ile temaslarını sıklaştırması, Güney Kafkasya’da güç dengelerinin yeniden şekillendiği tarihi bir sürece işaret etmektedir. Seçim kampanyasının başlamasından hemen önce Erivan’ın ilk Avrupa Birliği (AB)-Ermenistan zirvesine ve Avrupa Siyasi Topluluğu toplantısına ev sahipliği yapması, Paşinyan hükümetinin Avrupa ile yakınlaşma iradesini görünür kılmıştır. Ancak bu stratejik açılım, Ermenistan'ın Rusya'dan tamamen koptuğu anlamına gelmemektedir. Ülkedeki Rus askeri üssü varlığını korurken, stratejik altyapı, enerji, bankacılık ve demiryolları gibi kritik sektörlerde Moskova'nın yapısal ağırlığı devam etmektedir. Bu nedenle Erivan’ın ham
Buna karşılık Rusya, Ermenistan'ın Avrupa ile yakınlaşmasını ve Paşinyan'ın dış politika çizgisini siyasi ve ekonomik hamlelerle baskı altına almaya çalışmaktadır. Ermenistan menşeli maden suyu, şarap ve bazı tarım ürünlerinin ithalatına getirilen peş peşe kısıtlamaların yanı sıra, ucuz doğalgaz ve petrol tedarikinin kesilebileceğine yönelik sinyaller, Kremlin'in ekonomik baskı araçlarını devrede tuttuğunu göstermektedir. ABD Başkanı Donald Trump’ın Paşinyan’a verdiği güçlü destek mesajlarının ardından Kremlin, ekonomik yaptırımların ötesinde en ciddi uyarısını Ermenistan'a yönelik "Ukrayna benzetmesi" üzerinden yapmıştır. Bu tablo, seçimleri klasik bir iç siyaset yarışının ötesine taşıyarak
7 Haziran seçimlerinde Ermenistan’da 17 siyasi parti ve iki ittifak yarışacak. 2018’deki Kadife Devrim ile iktidara gelen Nikol Paşinyan, özellikle İkinci Dağlık Karabağ Savaşı’nın ardından daha gerçekçi ve pragmatik bir siyasal çizgiye yönelmiş görünmektedir. Paşinyan, kampanyasını sınırları netleşmiş ve komşularına yönelik toprak iddialarından vazgeçmiş bir Ermenistan fikrini öne çıkaran “Gerçek Ermenistan” söylemi etrafında şekillendirmektedir. Bu çerçevede, Azerbaycan ile nihai barış anlaşmasını, Türkiye ile normalleşmeyi, Batı ile ilişkilerin güçlendirilmesini ve ülkenin ekonomik sorunlarına odaklanan daha gerçekçi bir yönetim anlayışını savunmaktadır.
Paşinyan’ın karşısındaki muhalefet ise tek ve bütünlüklü bir programdan ziyade, Rusya’ya yakın çevrelerin, diaspora bağlantılı yapıların, kilisenin ve milliyetçi grupların oluşturduğu parçalı bir cephe görünümündedir. Bu cephenin öne çıkan isimlerinden biri, "Hayastan" ittifakının liderliğini yürüten eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'dır. Koçaryan’ın liderliğindeki ittifak, seçimleri Ermenistan açısından varoluşsal bir mesele olarak tanımlarken, Paşinyan’ın Azerbaycan ve Türkiye’ye yönelik politikalarını taviz olarak nitelendirmektedir. Karabağ kökenli eski elitlerle bağlantılı bu çizgi, Moskova’ya daha yakın ve normalleşme süreçlerine daha mesafeli bir dış politika anlayışını temsil etmekt