Wulff, Rahmi M. Koç Müzesi'nde düzenlenen Alman-Türk İş Konseyi Yönetim Kurulu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Almanya'nın Türkiye'nin en önemli ticaret ortağı olduğunu söyledi.
Türkiye ve Almanya'nın potansiyelinin olduğunu ifade eden Wulff, toplantının amacının net bir şekilde işbirliği fırsatlarını dillendirmek, bunları tespit etmek ve mevcut potansiyeli kullanabilmek olduğunun altını çizdi.
Wulff, kendine güvenen bir Türkiye'yi gördüğünü dile getirerek, şunları kaydetti:
"Dünyanın Türkiye'ye ihtiyacı, Türkiye'nin dünyaya ihtiyacından daha fazla. Şüphesiz sahip olduğumuz en büyük sermaye karşılıklı güven. Türklerle el sıkışıyoruz. Türkiye ile el sıkışıyoruz ve karşılıklı olarak da Almanya'nın imajı Türkiye'de hala son derece iyi. Hal böyle olunca da Türkiye ve Almanya arasındaki bu potansiyeli kullanmamız gerekiyor.
Türkiye lehinde pek çok şey söz konusu. Tedarik zincirinin Hürmüz Boğazı'ndan Akdeniz limanlarına doğru kaydığını görüyoruz. Akdeniz limanlarında bir yoğunluk var. Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik olarak avantajı burada yatıyor. Başka özelliklerle birlikte personel maliyetleri görece olarak daha düşük. Almanya bu fırsatlardan faydalanmak istiyor."
Eski Almanya Cumhurbaşkanı Wulff, küresel ölçekte bakıldığında zaten çok fazla kriz ve savaş olduğunu, eskiden söylendiği gibi "Almanya'nın hiç sorunu yok" gibi bir durumun artık söz konusu olmadığını, Almanya'nın da artık sorunu bulunduğunu ve bunları çözmekle meşgul olduklarını dile getirdi.
Almanya'nın iç politikasında bu tartışmanın bundan dolayı devam ettiğini aktaran Wulff, dünyadaki bu büyük krizin aslında fırsat olduğunu, bu bağlamda Türkiye'nin dünyada çok büyük bir rol oynayacağını ifade etti.
Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da dünyada en öne çıkan konunun belirsizlik olduğunu vurguladı.
Olpak, Türkiye-Almanya İşbirliğinin Geleceği Raporuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Raporlar hemen birkaç günde hazırlanmıyor. Böyle bir sürecin içerisinde de bazı şeyler ilave edilerek gidilebildi. Hangi alanlarda işbirliği yapılırsa ne olabilir denildiği zaman orta vade diyebileceğimiz süreçte 60 milyar avroluk rakamın ikiye katlanıp 125 milyar avro seviyesine gelebileceği, 10 yıl ve sonraki süreçlerde ise 250 milyar avroya gidebileceğini rapor bize gösterdi."