ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Etiyopya’da gerçekleştirilen 7. genel seçimlerin ülke iç siyaseti ve bölgesel dengeler açısından ne ifade ettiğini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Afrika Boynuzu’nun siyasi ve jeostratejik ağırlık merkezi konumundaki Etiyopya’da 1 Haziran 2026’da gerçekleştirilen 7. genel seçimler, yalnızca bir iktidar yarışından ibaret değildir. Yaklaşık 130 milyonluk nüfusu, bölgesel güvenlik mimarisindeki belirleyici rolü ve Kızıldeniz havzasından Doğu Afrika’ya uzanan geniş etki alanı nedeniyle Etiyopya’daki siyasi gelişmeler, hem bölgesel dengeleri hem de uluslararası aktörlerin stratejik hesaplarını doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle seçimler, ülkenin savaş sonrası yeniden yapılanma kapasitesini, federal sistemin sürdürülebilirliğini ve demokratik meşruiyetini test eden kritik bir eşik olarak değerlendirilmelidir.
Yaklaşık 50 milyondan fazla kayıtlı seçmenin bulunduğu seçimlerde Etiyopyalılar, federal parlamentodaki 547 sandalye ile bölgesel konsey üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. 42 siyasi partinin ve 10 binden fazla adayın yarıştığı seçimler, niceliksel açıdan Etiyopya tarihinin en kapsamlı demokratik süreçlerinden biri olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte seçimlerin ortaya çıkardığı tablo, Etiyopya’nın son yıllarda karşı karşıya bulunduğu güvenlik sorunları, devlet inşa süreci ve siyasi temsil tartışmalarının devam ettiğini göstermektedir.
Seçimlerin en dikkat çekici yönlerinden biri, Başbakan Abiy Ahmed liderliğindeki Refah Partisinin yeniden güçlü bir zafer elde etmesinin beklenmesidir. 2021 seçimlerinde parlamentodaki 484 sandalyenin 410’unu kazanan Refah Partisi, mevcut seçimlerde de benzer bir üstünlüğe sahip görünmektedir.
Bu durumun arkasında birkaç temel faktör bulunmaktadır. Öncelikle Refah Partisi, Etiyopya siyasetinde uzun yıllardır belirleyici olan etnik temelli siyasi mobilizasyonun ötesine geçen ulusal birlik söylemini öne çıkarmaktadır. Özellikle son yıllarda gerçekleştirilen altyapı yatırımları, tarımsal üretim artışı, enerji projeleri ve ekonomik reformlar hükümetin seçim kampanyasında önemli yer tutmuştur.
Ayrıca muhalefetin oldukça parçalı bir yapıya sahip olması da iktidar partisinin avantajını artırmaktadır. Muhalefet partilerinin önemli bir bölümü belirli etnik veya bölgesel tabanlara dayanırken ulusal ölçekte örgütlenebilen güçlü bir alternatif henüz ortaya çıkabilmiş değildir. Etiyopya’da uygulanan dar bölge çoğunluk sistemi de bu tabloyu iktidar lehine güçlendirdiği söylenebilir. Nitekim oyların ülke genelinde dağınık şekilde muhalefete yönelmesi, parlamentodaki sandalye dağılımında Refah Partisine önemli bir avantaj sağlamaktadır.
Seçim sürecinin karşı karşıya kaldığı en önemli zorluklardan biri, ülkenin bazı bölgelerinde devam eden güvenlik sorunları oldu. Tigray’da seçimlerin gerçekleştirilememesi, Oromia ve Amhara’nın belirli bölgelerinde oy verme işlemlerinin aksaması ve güvenlik gerekçesiyle 143 sandığın açılamaması, seçimlerin ülke genelinde eş zamanlı ve tam kapsamlı şekilde uygulanmasını zorlaştırdı.
Özellikle yaklaşık 6 milyon nüfusa sahip Tigray’ın üst üste ikinci kez genel seçim sürecinin dışında kalması, Pretoria Anlaşması sonrasında başlatılan siyasi geçiş ve normalleşme sürecinin henüz tamamlanmadığını ortaya koymaktadır. Bununla birlikte Addis Ababa yönetimi, yalnızca güvenlik tedbirleriyle değil, aynı zamanda Etiyopya Ulusal Diyalog Komisyonu (ENDF) aracılığıyla uzun yıllardır biriken siyasi ve toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretmeye yönelik kapsamlı bir uzlaşı zemini oluşturmaya çalışmaktadır. Hükümet, Tigray’daki geçiş sürecinin tamamlanması, Oromia’da devam eden çatışmaların sona erdirilmesi ve Amhara’daki istikrarsızlığın giderilmesi için güvenlik politikalarını siyasi d