Powell, Harvard Üniversitesinde "İktisadın İlkeleri" dersinde konuşma yaptı.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında para politikasına yönelik görüş ayrılığı bulunmasının işini zorlaştırdığını düşünmediğini söyleyen Powell, bunun daha iyi kararlar almalarına yardımcı olduğunu ifade etti.
Powell, iş gücü piyasasına yönelik aşağı yönlü risklerin, faiz oranlarının düşük tutulmasını gerektirdiği ancak enflasyona yönelik yukarı yönlü risklerin ise faizlerin düşürülmemesini telkin ettiği mevcut duruma işaret ederek, bu iki hedef arasında bir gerilim yaşandığını, zorlu bir dönemde "oy birliği" beklemenin yanıltıcı olabileceğini söyledi.
FOMC'nin, enflasyonu sürdürülebilir bir temelde yeniden yüzde 2 seviyesine indirme konusundaki kararlılığını sürdürdüğüne dikkati çeken Powell, 2022'de faiz oranlarını hızlı şekilde artırmaya başladıklarını anımsattı.
Powell, 2024 sonunda enflasyon hedeflerine büyük ölçüde yaklaştıklarını ve ekonomistlerin neredeyse tamamının resesyon öngörmesine rağmen bunun yaşanmadığını dile getirdi.
Bunu "yumuşak iniş" olarak nitelendiren Powell, o zamandan bu yana, çok daha küçük ölçekli bir enflasyon kaynağı olan tarifelerle karşı karşıya kaldıklarını belirtti.
Powell, tarifelerin "bir defaya mahsus" bir fiyat artışıyla enflasyona yarım puan ila 1 puan arasında etki yaptığını düşündüklerini anlattı.
Ancak bu etkinin pandemi döneminde maruz kalınan enflasyon sürecine kıyasla çok daha küçük ölçekli olduğunu söyleyen Powell, "Şu anda Orta Doğu'da yaşanan gelişmelerle karşı karşıyayız ve bu durumun benzin fiyatlarını etkileyeceği kesin ancak politikalarımızın, gelişmelerin seyrini bekleyip görmek için uygun bir konumda olduğunu düşünüyoruz." diye konuştu.
Powell, para politikası araçlarının, talep üzerinde etkisi olduğunu ve arz şoklarıyla karşılaşıldığında kısa vadede kayda değer bir etkisi bulunmadığını belirtti.
Bir arz şoku meydana geldiğinde, "Buna bir tepki verilmeli mi?" sorusunun gündeme geldiğine işaret eden Powell, enerji şoklarının genellikle oldukça hızlı şekilde ortaya çıkıp kaybolma eğiliminde olduğunu, para politikasının ise uzun ve değişken gecikmelerle işlediğini vurguladı.