Anadolu Ajansının (AA) "Şehrin Tarihine Açılan Kapılar" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, İstanbul'un tarihi kara surlarının üzerinde yer alan Topkapı ele alındı.
İstanbul'un kuruluşunun ardından şehrin ilk surları bugünkü kara surlarının bulunduğu hatta inşa edilmedi, Theodosius döneminde kenti çevreleyen yeni kara surları oluşturuldu. Topkapı da bu savunma sisteminin parçalarından biri olarak şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan kapılardan biri oldu.
Kule, burç ve hendeklerden oluşan çok katmanlı savunma sistemi, İstanbul'un yüzyıllar boyunca korunmasını sağladı. Şehre gelen yük hayvanları ve taşımacılık yapanların kullandığı önemli ulaşım noktalarından biri olan Topkapı, kara yoluyla İstanbul'a getirilen malların giriş yaptığı kapılar arasında yer aldı.
Kapının bulunduğu bölge, 1453'te İstanbul'un Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmasıyla tarihin en büyük savaşlarından birine sahne oldu.
Fatih Sultan Mehmet'in ordugahı ve otağı Topkapı'nın karşısında kurulurken, surların bu bölümü arazinin topçu bataryalarının kullanılması için elverişli olması nedeniyle kuşatmanın en yoğun saldırı noktalarından biri haline geldi. "Şahi Topu" da surların bu bölümünün karşısına yerleştirildi.
Osmanlı toplarının günler boyunca dövdüğü surlarda gedikler açıldı. Savunma hatları gündüzleri yıkılırken, şehir halkı geceleri bu bölümleri yeniden doldurarak surları onardı. Kuşatmanın sonuna doğru Topkapı ile Edirnekapı arasındaki bölümde çatışmalar şiddetlendi ve Osmanlı askerleri açılan gediklerden sur hattını aşarak şehre girdi.
İstanbul'un 29 Mayıs 1453'te fethedilmesinin ardından yoğun top ateşinin izlerini taşıyan kapı "Top Kapısı" adıyla anılmaya başladı. Kapıda ve çevresinde topların bulundurulması nedeniyle zamanla "Toplu Kapı" adı da kullanıldı.
Fetih sonrasında Topkapı'nın işlevi değişti. Şehrin savunma kapılarından biri olmasının yanında gümrük kapısı olarak kullanılmaya başlandı. Darı, arpa, buğday ve hayvan yemi gibi tahıl ürünleri bu kapıdan İstanbul'a sokuldu.
Surların askeri savunmadaki işlevinin sona ermesinin ardından çevredeki hendek ve araziler vakıflar aracılığıyla kiraya verildi. Surların iki tarafındaki alanlarda bostanlar oluşturuldu ve tarımsal faaliyetler yürütüldü. Bu üretim, fetih sonrasında büyüyen İstanbul'un beslenmesinde rol oynadı.
Yüzyıllar boyunca farklı dönemlerin onarımlarından geçen Topkapı, 1509'da II. Bayezid döneminde meydana gelen ve "Küçük Kıyamet" olarak adlandırılan büyük depremin ardından da yeniden tamir edildi. Bu onarımlar sırasında farklı dönem ve yapılardan kalan taşlar kapının yapısında kullanıldı.