Elektrik, su ve temel belediye hizmetlerinden tamamen yoksun kalan kampta, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla konuşan mültecilerin anlattıkları, yaşanan insani trajedinin boyutlarını bir kez daha gözler önüne seriyor.
2011 yılında Suriye'de başlayan savaş ve Esed rejimi ile destekçilerinin saldırıları nedeniyle yeniden mülteci durumuna düşen, yılların birikimini ve evlerini kaybeden Yermuk Kampı sakinleri, Dünya Mülteciler Günü'nde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.
Kampta yaşanan yıkımı ve kuşatma günlerini anlatan 18 yaşındaki Filistin asıllı Emin, Esed rejiminin saldırılarında ailesinin tamamını kaybettiğini dile getirdi.
Yermuk Kampı'nda dünyaya geldiğini ve ailesinin İsrail'in zorunlu göç politikaları nedeniyle yerinden edildiğini anlatan Emin, kampın kuşatma altında olduğu dönemde oldukça zor günler geçirdiklerini belirtti.
Evlerin yıkıldığını ve artık anılarını tazeleyecek hiçbir şeyin kalmadığını söyleyen Emin, kampta ne elektrik ne de su bulunduğunu vurguladı.
Bombardımanların şiddeti nedeniyle evlerini ve mahallelerini hatırlatacak neredeyse hiçbir iz kalmadığını söyleyen Emin, şunları kaydetti:
"Nereye gitseniz bütün sokaklar birbirine benziyor; her yer yıkılmış durumda. Annemi, babamı ve arkadaşlarımı kaybettim. Dünya Mülteciler Günü'nde geriye, hayatımızın nasıl yıkıldığına dair acı hatıralardan başka bir şey kalmadı."
Emin, en büyük dileğinin bu bombardımanların hiç yaşanmamış olması ve ailesinin bugün hala hayatta olması olduğunu ifade etti.
Kampta yaşayan bir diğer mülteci, 1967 savaşından bu yana sürgün hayatı süren Golanlı Süreyya Muhammed.
Muhammed ailesiyle birlikte o yıl Golan'dan ayrılmak zorunda kaldıklarını ve o günden bu yana sürgün hayatı yaşadıklarını anlattı.