ORSAM Irak Çalışmaları Araştırmacısı Dr. Sercan Çalışkan, Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin'in Suriye ziyaretinin Irak-Suriye ilişkileri açısından taşıdığı stratejik önemi, AA Analiz için kaleme aldı.
***
Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, 29 Haziran 2026’da resmi temaslarda bulunmak üzere Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu ziyaret, Aralık 2024’te Suriye’de yaşanan devrimin ardından Irak’tan Suriye’ye dışişleri bakanı seviyesinde yapılan ilk diplomatik ziyaret olması bakımından önem taşıyor. Son birkaç yıllık süreç içerisinde dahi bölgesel politikalar önemli ölçüde dönüşürken, Irak-Suriye ilişkileri daha temkinli ve yavaş ilerleyen bir seyir izledi. Bağdat, devrim sonrası dönemde Suriye sınırından kaynaklanabilecek güvenlik tehditlerini öncelikli risk olarak gördü. Nitekim Irak’ın ilk refleksleri güvenlik merkezli oldu ve iki ülke arasındaki ilk temaslar askeri ve istihbarat heyetleri
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bölgenin savaş atmosferine sürüklenmesi, güvenlik başlıklarını yeniden öne çıkarsa da Irak-Suriye ilişkilerinde enerji işbirliğinin ne kadar kritik olduğunu da gösterdi. Süveyş Kanalı’nın kapatılması sonrasında alternatif enerji rotalarının mümkün olduğu en yüksek kapasite ile işlerlik kazanması Irak için acil bir ihtiyaç haline geldi. Bu ihtiyaç, Kerkük ve Basra petrollerinin kara yolu tanker taşımacılığı gibi ara lojistik çözümlerle Suriye’deki Banyas Limanı’na ulaştırılarak Akdeniz üzerinden küresel pazarlara çıkarılması stratejisinin uygulanmasını beraberinde getirdi.
Hüseyin’in ziyareti, iki ülke arasındaki temasları daha somut bir diplomatik zemine taşıdı. Nitekim görüşmelerin en önemli çıktılarından biri olarak, üst düzey bir ortak koordinasyon komitesinin kurulduğu iki ülkenin ortak deklarasyonuyla ilan edildi. Atılan adımların, dışişleri bakanlarının diplomatik girişimleriyle geç de olsa kurumsal bir aşamaya taşınması son derece önemli. Ancak ilişkilerin gelecekteki seyrini ve derinliğini belirleyecek temel unsurlardan biri, Irak’ın iç siyasi dinamiklerinin bu sürece ne ölçüde yön vereceği olacaktır.
Zira Aralık 2024'ten bu yana karşılıklı diplomatik yakınlaşmanın, hatta Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın planlanan Irak ziyaretinin önündeki en büyük engellerden biri, Irak'taki Şii siyasetindeki bazı aktörlerin hükümet üzerindeki baskısı oldu.
Bu doğrultuda, İran’a yakınlığıyla bilinen siyasi gruplar ile silahlı milis yapıların, ilişkilerin güvenlik-istihbarat ekseninin dışına çıkarak diğer alanlara genişlemesine karşı ciddi bir muhalif tavır takındıkları söylenebilir.
Tüm bu yavaşlatıcı iç dinamiklere karşın, bölgesel denklemde yaşanan krizlerin ürettiği ağır maliyetler, Irak’ta Suriye ile ilişkilere en mesafeli duran aktörleri dahi daha itidalli ve pragmatik bir çizgiye çekti. Ekonomisi yüzde 90'ın üzerinde petrole bağımlı olan Irak için Süveyş Kanalı’nın kapatılması, Bağdat'ta uzun süredir endişeyle tartışılan "alternatif rota" aciliyetinin ne denli stratejik bir öneme sahip olduğunu kanıtladı. Bu kapsamda, ilk aşamada kısıtlı bir petrol sevkiyatı gerçekleştirilse bile, Irak’ın Suriye üzerinden kara yoluyla Akdeniz’e açılabilmesi, ikili ilişkilerin ne kadar hayati bir zemine oturduğunu gösteriyor. Bağdat’taki yeni hükümetin göreve başlamasıyla birlikte
İlerleyen süreçte Irak’ın Suriye ile ilişkilerinde güvenlik ve enerji başlıkları iki temel sütun olarak kalmaya devam edecektir. Ancak her iki konunun da mevcut düzeyde seyretmesi, katma değer anlamında ilişkileri yeni bir aşamaya taşımaya yetmiyor. Güvenlik noktasında halen kırılganlıklar barındırsa da sınır güvenliğinin, ortak güvenlik koordinasyonları sayesinde görece istikrarlı bir noktaya ulaştığı söylenebilir. Nitekim iki ülke arasındaki üç sınır kapısının da faal şekilde işlerliğini sürdürebilmesi bu açıdan önemlidir. Enerji anlamında ise mevcut potansiyelin halen oldukça ufak bir kısmından faydalanılmaktadır. Bunun aşılması için ülkelerin irade ortaya koyması kadar mevcut kaynakların