GAZİANTEP Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Süleyman Şahin, özellikle çocukların şiddet içeriklerine maruz kaldıkça duyarsızlaştıklarını ifade ederek, sanal medyada sürekli aynı içeriklere maruz halan bireylerin de empati yeteneğini yitirebileceğini söyledi.
Dijitalleşme yalnızca teknolojik bir dönüşümü değil, aynı zamanda insanların yaşam alışkanlıklarını, iletişim biçimlerini ve düşünce yapılarını değiştiren toplumsal bir süreci ifade ederken, özellikle çocuklar ve gençlerin, sanal medyanın sunduğu sınırsız içerik akışı içerisinde hem büyük fırsatlarla hem de ciddi risklerle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. Hemen her alanda pek çok alanda avantaj sağlayan dijital dünya, şiddet içerikleri, siber zorbalık, dijital bağımlılık ve kimlik arayışı gibi sorunları da beraberinde getiriyor.
‘EMPATİ YETENEĞİNİZİ YİTİRİYORSUNUZ’
Gaziantep Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Süleyman Şahin sanal medyanın çocuklar ve yetişkinler üzerindeki etkileri ile oluşturduğu riskleri anlattı. Dijitalleşmenin avantajlarının yanı sıra risklerinin de bulunduğunu belirten Doç. Dr. Şahin, “Dijitalleşme dediğimiz kavram sadece iletişim teknolojilerindeki dönüşümle açıklanacak bir kavram değildir. İnsanların yaşam biçimlerinde, alışkanlıklarında, düşünme kalıplarında dönüşümü ifade etmektedir. Bu süreçten de en çok etkilenen grubun başında gençler ve çocuklar gelmektedir. Bugün hepimiz dijital araçları yoğun bir şekilde kullanıyoruz. Çocuklar da kullanıyorlar, gençler de kullanıyorlar. Özellikle de bu bize belirli
‘SİBER ZORBALIK EN ÖNEMLİ SORUNLARIN BAŞINDA'
Ebeveynlerin çocuklarını fiziksel hayata hazırladıkları gibi dijital dünyadaki hayata karşı da hazırlamaları gerektiğini söyleyen Şahin, “Diğer en önemli sorunların başında siber zorbalık geliyor. Yani bugün zorbalık fiziksel bir mekanın ötesinde örneğin öğrenciler için bir okulun ötesinde dijital mecralara taşabiliyor. Dijital mecralardan siber zorbalıkla karşılaşan dijital linçle karşılaşan çocuklar ve gençler bunlardan etkilenebiliyorlar. Hatta bu zorbalık belirli bir süre sonra dışarıda fiziksel bir tehdide, şiddet olayının ortaya çıkmasına da neden olabiliyor. Ebeveynlerin de artık dijital ebeveynlik noktasında hareket etmesi gerçeğiyle karşı karşıyayız. Çocuklarımızı fiziksel hayata ha
'MEDYA OKURYAZARLIĞI DERSİ ALINMALI’
Şahin medya okuryazarlığı dersinin zorunlu hale getirilmesinin önemli olduğunu belirterek, “Medya okuryazarlığı çok önemli. Çocuklar ilkokul seviyesinde artık medya okuryazarlığı dersi alabilmeli. Aynı şekilde sadece çocuklar için de geçerli değil bu. Ebeveynlerin de özellikle dijital medya okuryazarlığı özelliklerine sahip olabilmesi lazım. Hangi içerik izlenebilir? Ne kadar süreyle izlenebilir? Nasıl bir iletişim dili kullanabilir? Biz yasaklayıcı veyahut da tamamen özgür bir iletişim dilinin zararlı olabileceğini düşünüyoruz. Aktif arabulucu olabilmek yani çocukla beraber paylaşabilmek, çocuğa riskleri, tehditleri birlikte değerlendirebilecek bir ortam yaratabilmek, açık bir diyaloğu kura
‘TAMAMEN YASAKLAMAK ÇOK YANLIŞ’
Çocukları dijital dünyadan tamamen koparmanın mümkün olmadığı söyleyen Doç. Dr. Şahin sözlerini şöyle tamamladı: