İsrail'in saldırıları öncesinde bir evi ve resim atölyesi olan, sergilere katılan Abdulati, Gazze'deki binlerce kişi gibi sahip olduğu her şeyi kaybetti ama sesini dünyaya duyurmak için çalışmaya devam etti.
Evlatları olarak gördüğü tabloların küçük bir kısmını enkaz altından çıkarmayı başaran Abdulati, yaşadığı çadırı önce bir resim atölyesine sonra Ahlam Proje Okulu'na dönüştürdü.
Kadın ressam, hem bir ev hem resim atölyesi olarak kullandığı bu çadırda, ebeveynlerini kaybetmiş, özel ihtiyaç sahibi ya da konuşma problemi yaşayan çocuklara eğitim ve psikolojik destek vermeye başladı.
Savaş öncesinde sahip olduğu her şeyi bir gecede kaybettiğini dile getiren Abdulati, "Herkes gibi normal bir hayat sürüyordum. Ama sonra birden her şey gitti. Ev, atölye, sığınabileceğim, kendimi ifade edebileceğim ve sesimi dünyaya duyurabileceğim bir yer kalmadı." dedi.
Kendisinin yaralandığını, ailesinden de birçok kayıp verdiğini ve çok büyük acılar yaşadığını anlatan Abdulati, tablolarıyla kurduğu duygusal bağı ve onların kendisi için taşıdığı değeri şu sözlerle dile getirdi:
"Ruhumdan, varlığımdan, tablolarımdan ve resim araç gereçlerinden geriye kalanları enkaz altından çıkardım. Sonuç işte bu gördüğünüz savaş kurbanları (tablolar) oldu. Onlar benim çocuklarım ve ruhumdan bir parça gibi. Savaş kurbanları sadece insanlardan olmak zorunda değil malımız, evimiz ve araç gereçlerimiz de kurban olabilir."
Enkaz altından çıkardığı tabloları topladığı çadırda yaşadığını kaydeden Abdulati, çadırdan "yuvasının" onun için taşıdığı değeri, "Bu çadır güvenli olmasa da 'güvendiğim sığınağım'. Burası benim hayallerimin, fikirlerimin ve dünyaya mesajlarımın bulunduğu yer." diyerek ifade etti.
Abdulati, savaşın insan ruhunda özellikle çocuklarda açtığı derin yaraları ve travmatik etkileri silmek için zamanla çadırı daha fonksiyonel bir hale getirdiğini söyledi.
"Yetim ve öksüz kalmış, şiddete uğramış, psikolojik baskı görmüş, ölüme, acıya ve yıkıma tanıklık etmiş, hayatın artık onlar için dayanılmaz bir hal aldığı birçok çocuğu çadırda topladığını" kaydeden Abdulati, şöyle devam etti:
"Bu çocukların içindeki yetenekleri ve kapasiteyi eğitim, resim ve psikolojik destek yoluyla geliştirmeye çalıştım. Bu çadır sadece bir ev değil aynı zamanda bir okul, eğitim, kültür ve eğlence merkezi. Bu çadır pek çok fikri, duyguyu, sırrı ve acıyı içinde barındırıyor."