GÜNCEL

Güç ve merkeziyetçilik arasında Afrika Boynuzu’nda yeni cepheleşme

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Turhan, Etiyopya’daki iç çatışmanın bölgeselleşme dinamiklerini

Ankara
Güç ve merkeziyetçilik arasında Afrika Boynuzu’nda yeni cepheleşme

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Turhan, Etiyopya’daki iç çatışmanın bölgeselleşme dinamiklerini ve Abiy Ahmed hükümetinin karşı karşıya olduğu siyasi ve güvenlik sınamalarını AA Analiz için kaleme aldı.

***

20 Eylül’de Etiyopya’daki yedi silahlı grubun Başbakan Abiy Ahmed'in hükümetine karşı ortak bir ittifak ilan etmesi, Etiyopya’daki iç çatışmayı kısa sürede bölgesel bir güvenlik meselesine dönüştürdü. Bir yanda Etiyopya-BAE-İsrail ve Hindistan arasında derinleşen askeri işbirliği, diğer yanda 4 Ekim’de Kahire’de bir araya gelen Mısır, Eritre, Somali ve Sudan liderlerinin ortak deklarasyonu, bölgede yeni bir denge arayışının başladığını gösteriyor. Sonuç Deklarasyonu herhangi bir ülkeyi açıkça hedef almasa da benimsediği ilkeler, Etiyopya’nın komşuları tarafından ortak bir tehdit olarak görülmeye başladığı şeklinde okunabilir. Eylül sonundaki bu olayların bu kadar hızlı bölgeselleşmesi tesadü

2018’de iktidara gelen Abiy Ahmed, Etiyopya’yı Afrika Boynuzu’nun ağırlık merkezine dönüştürme iddiasıyla yola çıktı. Ancak bu iddiayı taşıyacak bir toplumsal mutabakat kurulamadı ve Abiy Ahmed zamanla hem içeride hem dışarıda “dizginlenmesi gereken lider” olarak görülmeye başlandı. Zamanla iktidarı/gücü merkezde toplama yönünde attığı her adım ona bir müttefik kaybettirdi. 2019’da Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi’nin (EPRDF) feshedilip yerine Refah Partisi’nin kurulması, Tigray’da etnik federalizmin tasfiye edileceği kaygısını doğurdu ve 2020’de patlak veren savaşın siyasi zeminini hazırladı. Savaş boyunca federal hükümetin yanında yer alan Eritre, 2022’deki Pretoria barış süre

Abiy, Haziran seçimlerinde 486 sandalyenin 438’ini kazanarak parlamentoda ezici bir çoğunluk elde etti. Ne var ki bu sayısal üstünlüğün başkentin dışındaki bölgelerde siyasi meşruiyete dönüşüp dönüşmeyeceği hâlâ belirsiz.

Abiy’in bu meşruiyet açığını kapatmak için başvurduğu temel strateji, dış politikayı ulusal bir dava etrafında kurgulamak oldu. Bu davanın ilk adresi Büyük Etiyopya Rönesans Barajı (HEDASİ) idi. Baraj üzerinden Mısır’la yürütülen güç mücadelesi, Abiy’i etnik bölünmüşlüğün üzerinde duran ulusal bir figüre dönüştürdü ve içeride sıkıştıkça başvurulan bir mutabakat aracı haline geldi. ABD Başkanı Donald Trump’ın Ocak 2026’da Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’ye gönderdiği mektupla ABD arabuluculuğunu yeniden önermesine Kahire olumlu yanıt verirken Addis Ababa’nın sessiz kalması bu açıdan anlamlı. Tatlı suyunun yüzde 90’ından fazlasını Nil’den karşılayan Mısır ise kaldıracını müzakere masas

Abiy’in başvurduğu diğer bir strateji denize erişim oldu. Başbakan Abiy Ahmed’in 130 milyonluk Etiyopya’yı “coğrafi hapishaneden” kurtarma vaadi, meseleyi bir lojistik sorun olmaktan çıkarıp varoluşsal bir meseleye dönüştürdü ve iç kamuoyunda Abiy’in meşruiyetine kayda değer bir katkı sağladı. Ancak aynı söylem bölge başkentlerinde revizyonist bir yönelim olarak okundu. İçeride uzlaşı üreten araç, öte yandan dışarıda Abiy’i bir istikrarsızlık kaynağına dönüştürdü.

Eritre, Sudan ve Somali’nin Mısır etrafında yakınlaşması tam da bu noktada hız kazandı. Etiyopya Genelkurmay Başkanı Birhanu Jula'nın 27 Eylül’de Mısır ve Sudan’ı silahlı ittifakı desteklemekle suçlaması, Addis Ababa’nın iç savaşı artık bir dış kuşatmanın parçası olarak gördüğünü ortaya koymaktadır. Abiy bugün, Alman birliğini kuran Bismarck’ın bütün diplomasisini önlemeye adadığı “koalisyonlar kâbusu” ile, yani komşularının kendisine karşı birleşmesiyle yüz yüze.

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/guc-ve-merkeziyetcilik-arasinda-afrika-boynuzunda-yeni-cephelesme

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI