Halkbank, ABD Güney New York Bölge Mahkemesi'nin kısa süre içerisinde müşterek talep dilekçesini dikkate alarak ceza davasının düşürülmesini onaylamasıyla banka aleyhine açılan ve yaklaşık 10 yıldır devam eden ceza davasının tamamıyla sona ereceğini bildirdi.
Hacı Bayram Veli Üniversitesi’nden Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Halkbank dosyasının, devlet bağışıklığı, uluslararası yaptırımların ülke dışı uygulanması, ceza yargısının siyasetle kesişimi ve finansal egemenlik gibi birçok teorik tartışmayı bünyesinde barındıran bir dava olarak öne çıktığını belirtti.
Bu nedenle davanın düşürülmesinin Halkbank açısından önemli bir hukuki kazanım olarak nitelendirilmesi ve ABD Adalet Bakanlığının uzun yıllar sürdürdüğü bir kovuşturma stratejisinden geri adım atması olarak okunması gerektiğini ifade eden Orallı, davanın klasik anlamda bir beraat kararıyla değil, “Deferred Prosecution Agreement (Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması)” mekanizmasıyla sona erdiriliyor olmasının dikkat çektiğini vurguladı.
Orallı, "Bu modelde savcılık suçlamalarından tamamen vazgeçmemekte ancak belirli uyum ve denetim şartlarının yerine getirilmesi karşılığında kovuşturmayı sonlandırmaktadır." dedi.
Halkbank’ın herhangi bir suç ikrarında bulunmaması ve para cezası ödememesinin ise dosyanın hukuki olduğu kadar diplomatik kazanımları da içerdiğini ortaya koyduğu dile getiren Orallı, "Bu gelişme, uluslararası hukukta giderek güçlenen 'uyum odaklı yaptırım uygulaması' anlayışının bir örneğidir. ABD makamlarının denetim ve uyum mekanizmalarını yeterli görerek davayı sonlandırma yoluna gitmesi, düzenleyici yaklaşıma geçiş olarak değerlendirilebilir." ifadelerini kullandı.
Orallı, düşürülmesi talep edilen davanın mevcut iddianameye ve suçlama setine ilişkin olduğunu belirterek, mahkemenin müşterek talebi kabul etmesi halinde aynı fiiller nedeniyle aynı ceza davasının yeniden açılmasının oldukça güçleşeceğini söyledi.
Özellikle ABD ceza usulünde savcılığın dava düşürme talebinin mahkemece kabul edilmesinin mevcut kovuşturma dosyasını fiilen sona erdirdiğini belirten Orallı, şunları kaydetti:
"Temyiz meselesinde, normal şartlarda bir mahkumiyet veya beraat kararından sonra temyiz söz konusu olur. Burada ise hem savcılık hem de sanık tarafı aynı sonucu istemektedir. Bu nedenle klasik anlamda bir temyiz sürecinin doğması beklenmez. Teorik olarak üçüncü kişilerin veya mağdur gruplarının itirazları gündeme gelebilir ancak Amerikan ceza usulünde kovuşturmanın sürdürülüp sürdürülmeyeceği konusunda temel takdir yetkisi savcılığa aittir. Bu nedenle mahkeme ortak talebi kabul ettiği takdirde dosyanın yeniden üst mahkemelerde tartışılma ihtimali oldukça sınırlıdır. Dolayısıyla kararın kesinleşmesi halinde Halkbank açısından yaklaşık 10 yıllık bir hukuki belirsizlik dönemi sona ermektedir."
Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Halkbank dosyasının uzun yıllardır Türkiye-ABD ilişkilerinde sadece bir yargı dosyası değil, aynı zamanda bir stratejik güven sorunu olarak değerlendirildiğini söyledi.
Ankara'nın davayı çoğu zaman siyasi saiklerle yürütülen bir süreç olarak gördüğünü, Washington’un ise yaptırımların uygulanması ve finansal sistemin korunması açısından meseleye yaklaştığını belirten Orallı, "Bu nedenle davanın sona ermesi iki ülke arasındaki en önemli kronik anlaşmazlık başlıklarından birinin gündemden çıkması anlamına gelmektedir." dedi.