Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve anlık bildirimlerle kesintisiz bilgi akışına maruz kalan bireylerde zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve tükenmişlik hissi giderek yaygınlaşıyor.
Gün içinde sürekli mesaj kontrol etme, sosyal ağlardan kopamama ve çevrim dışı kaldığında kaygı hissetme gibi davranışlar, zamanla bireyin stres düzeyini artırırken, bu durum verimlilikte düşüşe, uyku düzeninin bozulmasına ve kişilerarası ilişkilerin zayıflamasına yol açıyor.
Özellikle sosyal medya ve dijital platformların yoğun kullanımıyla birlikte "hep çevrim içi kalma" alışkanlığı günlük yaşamın doğal bir parçasına dönüşürken, bireylerin dijital dünyayla sağlıklı sınırlar kurması önem taşıyor.
Dijital yorgunluk uzun vadede psikolojik tükenmişliği tetiklerken, bilinçli teknoloji kullanımı ve çevrim dışı zaman oluşturma, ruh sağlığını korumada kritik rol oynuyor.
İstanbul Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Maryam Farzand, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı bağlantılılık kavramının kişide tükenmişlik, aşırı stres, verimlilikte düşüş ve kişisel ilişkilerde zayıflama gibi etkilerini değerlendirdi.
Farzand, insanların sosyal varlıklar olduğunu belirterek, "Bizler aidiyet, onaylanma ve diğer insanlarla duygusal bağ kurmayı arıyoruz. Eskiden, teknoloji gelişmeden önce bu ihtiyaçlar, kurulan bağlar sayesinde karşılanıyordu." dedi.
Aşırı bağlantılılık kavramının artık sadece gelişen teknoloji ve internetle ilgili olmadığını, bunun bir davranış kalıbına dönüştüğünü ifade eden Farzand, iletişimin karşılıklı oturup sohbet etmekten teknolojik cihazlara kaydığına işaret etti.
Farzand, insanların artık birbiriyle telefon ya da bilgisayar aracılığıyla iletişim kurduğuna dikkati çekerek, "Aşırı bağlantılılık kavramında bağ kurmaktan uzak bir unsur var çünkü insanların hissetmek için ihtiyaç duyduğu psikolojik ipuçlarının çoğu eksik. Örneğin, fiziksel varlık yok. Birinin yüz ifadesini, sesini, jestlerini görmek yok." diye konuştu.
İnsanların telefonlarının şarjı bittiğinde ya da internet çekmediğinde endişeli hissettiğini söyleyen Farzand, "'Ya acil olabilecek bir bildirim, mesaj ya da e-postayı kaçırırsam ne olur?' düşüncesi mevcut. Tüm bunlar şu anda araştırma aşamasında, araştırmalara göre aşırı bağlantılılık, insan davranış kalıplarını şekillendiriyor ve eski modelin açıkça yerini alan yepyeni bir model ortaya çıkarıyor." ifadelerini kullandı.
Farzand, sürekli teknolojik aletler üzerinden iletişimde olmanın insan beyni ve kimyası üzerinde etkileri olduğunu belirterek, "Beynimiz tatmin arar. Bu, doğamızda var. Hoşumuza giden bir şey olur olmaz, beyinde dopamin salgılanır ve ardından vücuda da yayılır. Bu dopamin salgılandığında, beynimiz bir ödül hissi yaşar. Telefonlarımızdan gelen her bildirim bize tatmin duygusu verir." değerlendirmesini yaptı.