GÜNCEL

Hıttin’den bugüne Kudüs mücadelesi

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Haçlı saldırıları ile Selahaddin-i Eyyubi’nin Kudüs’ü fethinin motivasyo

Ağrı
Hıttin’den bugüne Kudüs mücadelesi

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Haçlı saldırıları ile Selahaddin-i Eyyubi’nin Kudüs’ü fethinin motivasyonlarını ve Kudüs’ün tarih boyunca taşıdığı dini ve siyasi anlamı AA Analiz için kaleme aldı.

***

Tarih boyunca Kudüs, sadece coğrafi bir mekan, stratejik bir mevki veya ticari bir merkez olarak tasavvur edilmemiştir. Üç semavi dinin nezdinde taşıdığı anlam, şehri, dini kimliğin, siyasi meşruiyet arayışlarının ve hatta egemenliğin simgesi haline getirmiştir. Günümüzde Kudüs üzerinde verilen mücadeleyi, çatışmaların tarihi kökenini ve Mescid-i Aksa etrafında hemen her gün tırmanan gerilimleri tarihten bağımsız anlamak imkansızdır. Son Osmanlı Kudüs mutasarrıflarından Macid Bey, daha 20. yüzyılın başında Kudüs üzerindeki rekabetin kaynağını ifade ederken bu durumu “cevelangâh-i Musa, mehdi İsa ve mahall-i Mirac-i Nebi” diye tarif ederek aslında günümüze ışık tutmuştur.

Macid Bey’in de çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi, modern Filistin meselesi veya gerçekte Kudüs meselesini anlamak için erken dönem Haçlı zihniyeti ve Selahaddin-i Eyyubi’nin hayata geçirdiği fethin altında yatan motivasyonları mukayese ve analiz etmek ufuk açıcı olacaktır. Nitekim daha 11. yüzyılın sonlarında Batı Avrupa’da ortaya çıkan Birinci Haçlı saldırısının Kudüs’ü hedefine koyması, iç içe geçmiş teopolitik ve teoekonomik bir arka plana dayanmaktaydı.

Papa İkinci Urbanus'un meşhur çağrısıyla ateşlenen Haçlı saldırısı, Kutsal Kabir Kilisesi'ni (Kamame) “kafir” olarak nitelendirdiği Müslümanların elinden kurtarmayı ve Hz. İsa’nın yeryüzüne yeniden gelmesine zemin hazırlamayı amaçlıyordu. Gerçekte bu dini söylemin ardında artan nüfus karşısında feodal Avrupa topraklarının yetersizliğinden kaynaklanan ekonomik sıkıntılar, asiller arasındaki mülkiyet kavgaları ve Kilisenin (esasında bizzat Papa’nın) Doğu Hristiyanlığı üzerinde nüfuz kurma arayışı vardı. Papa’nın teopolitik söyleminden doğacak ekonomik rahatlama, ona ayrıca Batı’da üstün prestij de kazandıracaktı.

Nitekim 1099’da Kudüs’ün Haçlıların eline geçmesinin ardından egemenlik kurma amacı ön plana çıkmış, Müslümanlara ve sayıca az olan Yahudi topluluklarına yönelik baskı, şiddet ve katliamlar ise bölgede başkalarını dışlayan bir yönetim anlayışını ortaya koymuştur.

Bu bağlamda ilk ötekileştirme hareketi, Endülüs’ten önce Kudüs’te 88 yıl süren Haçlı idaresinde başlamış oluyordu.

Selahaddin-i Eyyubi’nin Kudüs’ü yeniden İslam hakimiyetine kazandırma (1187) motivasyonuna bakıldığında, ardında engin kutsal sorumluluk anlayışı ile siyasi birlik oluşturma stratejisi yatıyordu. Fatımilerin yetersizliği ve hatta Haçlıların Mısır’a göz dikmesi, onları bir Türk Beyliği olan Sünni Zengilerden yardım istemeye mecbur etti. Nitekim bu talep, daha önce de Haçlılara karşı müdafaada tecrübeli Selahaddin-i Eyyübi gibi bir şahsiyetin ortaya çıkmasına imkan verdi.

Neredeyse bir asır boyunca işgal altında kalan Mescid-i Aksa ve Kubbetü’s-Sahra'nın yeniden özgürleştirilmesi, İslam alemi için bir onur meselesiydi. Oysa bunu yapacak güçler parçalanmış veya birbirine girmişti. Bu yüzden Selahaddin-i Eyyubi, Kudüs’ten önce Dicle ve Fırat etrafında birbiriyle rekabet halinde olan Müslüman ve Türk emirliklerini bir çatı altında topladı. Mısır’ı Zengiler adına ele geçirip artık fonksiyonu kalmamış Fatımi hilafetine son verdi. Hicaz, Yemen ve Kuzey Afrika taraflarına seferler düzenleyerek devrinin stratejik aklının üstünde bir deha ile Müslümanlar arasında siyasi ve askeri birliği sağladı. Aynı sıralarda Şam ve Halep taraflarında meydana gelen karışıklıklara da

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/hittinden-bugune-kudus-mucadelesi

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI