York Üniversitesi Osgoode Hall Hukuk Fakültesinden Dr. Öğr. Üyesi Heidi Matthews, İsraillilerin Filistinli esirlere yönelik işkence ve cinsel şiddet uygulamalarını ortaya koyan New York Times (NYT) gazetesinin araştırma haberine ilişkin, "Filistin'deki yasa dışı işgalin kurucu unsurlarından biri olarak cinsel şiddetin nasıl kullanıldığını açık biçimde ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulundu.
NYT'nin, İsrail askerleri, hapishane görevlileri ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin, Filistinlilere yönelik cinsel şiddeti yalnızca bireysel suçlar olarak değil sistematik baskı ve zorla yerinden etme aracı olarak kullandığına ilişkin bulguları ortaya koyan haberi tepki toplamaya devam ediyor.
Araştırma haberinin yayımlanmasının ardından çok sayıda hukukçu, çeşitli platformlarda tepkilerini dile getirdi.
İsrail asıllı ABD'li insan hakları avukatı ve İsrail İşkenceye Karşı Kamu Komitesi (PCATI) İcra Direktörü Sari Bashi, NYT gazetesine yaptığı açıklamada, Filistinli esirlere yönelik cinsel istismarı "bir gerçek" olarak nitelendirerek, bu durumun normalleştirildiğini belirtmişti.
Söz konusu habere dair AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Matthews, İsrail'in politikalarını eleştirdi.
NYT'nin haberinin ve son dönemde yayımlanan uluslararası raporların, Filistinlilere yönelik cinsel şiddet ve işkence iddialarını belgeleyen ve uzun süredir dile getirilen bulguları daha görünür hale getirdiğini vurgulayan Matthews, söz konusu haberin, özellikle İsrail'in Filistinlilere yönelik sistematik cinsel şiddet uygulamalarında ABD'nin "suç ortaklığı" yaptığını ortaya koyması açısından da önemli olduğunu belirtti.
"Bu rapor, Filistin'deki yasa dışı işgalin kurucu unsurlarından biri olarak cinsel şiddetin nasıl kullanıldığını açık biçimde ortaya koyuyor." değerlendirmesinde bulunan Matthews, İsrail gözaltı merkezlerinde kaydedilen sistematik cinsel saldırıların, yalnızca münferit suçlar değil daha geniş çaplı uluslararası suçların delili olarak ele alınması gerektiğinin altını çizdi.
Bu eylemlerin hem savaş hem de insanlığa karşı suç kapsamına girebileceğine dikkati çeken Matthews, cinsel şiddetin fiziksel ve psikolojik olarak ağır hasara yol açmasının yanı sıra bu uygulamalarla Filistinlilerin üreme kapasitesi ve çocuk sahibi olma iradesinin de hedef alındığı görüşünü paylaştı.
Matthews, haberde anlatılanların, Güney Afrika'nın İsrail'e karşı Uluslararası Adalet Divanında açtığı soykırım davası kapsamında gündeme gelen soykırım suçlamaları açısından da önemli kanıtlar sunduğunu vurguladı.
İsrail ordusu ve cezaevi sisteminde cinsel şiddetin olağanlaşmasının, bireysel faillerin ötesinde kurumsal sorumluluğa işaret ettiğine dikkati çeken Matthews, üst düzey yetkililerin suçları bilmesi, bu eylemler için gerekli imkanları sağlaması veya etkili soruşturma yürütmemesinin cezai sorumluluk doğurabileceğini dile getirdi.