AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, ABD/İsrail-İran savaşı kaynaklı Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin artmasıyla birlikte enerji fiyatlarında yukarı yönlü baskı güçlenirken bu durumun enflasyona yansımaları mart verilerinde gözlendi. Şimdi enflasyondaki hızlanmanın kalıcı olup olmadığı nisan ayı verilerinde değerlendirilecek.
Petrol ve LNG sevkiyatında kritik öneme sahip olan Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimler, enerji arzına ilişkin endişeleri artırarak özellikle petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı taşıdı. Enerji maliyetlerindeki bu yükselişin, ulaştırma, sanayi üretimi, elektrik ve ısınma giderleri üzerinden küresel enflasyonu yeniden hızlandırabileceği değerlendiriliyor.
Mart ayında başta Avrupa olmak üzere birçok ekonomide açıklanan enflasyon verilerinde enerji kaleminin yeniden öne çıkmaya başladığı görüldü. Özellikle ulaştırma ve akaryakıt kaynaklı fiyat artışları dikkati çekti.
Piyasalarda bu etkinin geçici mi yoksa daha kalıcı bir maliyet baskısına dönüşüp dönüşmeyeceği nisan verileriyle daha net anlaşılacak. Bu kapsamda gözler dünya genelinde açıklanacak nisan ayı enflasyon verilerinde olacak. Veri takvimine göre ABD'de nisan ayı enflasyon verileri 12 Mayıs'ta açıklanacak. Aynı döneme ilişkin öncü enflasyon verileri Avro Bölgesi'nde 30 Nisan'da yayımlanacak, Japonya'da ise veriler 22 Mayıs'ta belli olacak.
Tedarik zincirindeki birincil şokların özellikle ücret ayarlamalarından kaynaklanacak şekilde, ikincil enflasyon etkileri yaratması da olası senaryolar arasında bulunuyor.
Bu dönemde başta ABD ve Avro Bölgesi'nde olmak üzere dünya genelinde açıklanacak nisan enflasyon verileri, önde gelen merkez bankalarının para politikası açısından da kritik önem taşıyor. Enerji kaynaklı maliyet artışlarının çekirdek enflasyona yayılması halinde, faiz indirim beklentilerinin ötelenebileceği düşünülüyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelerin seyrine bağlı olarak küresel risk iştahı ve para politikası beklentilerinde yeni fiyatlamaların gündeme gelebileceği tahmin ediliyor.
Kuveyt Türk Yatırım Araştırma Direktörü Kutay Gözgör, AA muhabirine, nisan ayı küresel enflasyon verilerinin, şubat sonunda patlak veren ve bahar ayları boyunca etkisini sürdüren Hürmüz Boğazı krizinin yarattığı enerji şokunun, fiyatlama davranışlarında ne ölçüde yapısal bir bozulmaya yol açtığını ölçmek adına kritik bir gösterge niteliği taşıdığını belirtti.
Brent petrolün varil fiyatının nisan başında 120 dolar seviyelerini test etmesiyle belirginleşen maliyet artışlarının, sadece akaryakıt fiyatlarını değil, ulaştırma ve lojistik ağları üzerinden temel mal gruplarını da doğrudan etkilediğini söyleyen Gözgör, "Bu dönemde manşet enflasyonda gözlenen yukarı yönlü ivme, arz güvenliğine dair endişelerin 'geçici' bir dalgalanmadan ziyade, emtia fiyatlarında yeni bir denge noktası oluşturup oluşturmadığı sorusunu gündemin ilk sırasına yerleştiriyor." dedi.
Gözgör, enerji maliyetlerindeki bu keskin yükselişin çekirdek enflasyon göstergeleri üzerindeki geçişkenliğiyle küresel ölçekte dezenflasyon sürecinin ivme kaybetme riski barındırdığının altını çizdi.