Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve SETA Uluslararası Hukuk Uzmanı Prof. Dr. Yücel Acer, boğazlardan geçiş hakkına ilişkin hukuki düzenlemeleri ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası hukuk bağlamındaki statüsünü kaleme aldı.
Son yarım asırdır devletlerin uluslararası ekonomik ve ticari ilişkiler üzerinden birbirlerine olan karşılıklı bağımlılıkları büyük bir artış göstermişken, uluslararası ticari taşımacılığın en önemli güzergahını ise denizler, özellikle de bazı uluslararası boğazlar oluşturmuş ve oluşturmaya devam etmektedir. Uluslararası ticari taşımacılığın yaklaşık yüzde 70’i denizler üzerinden gerçekleşmekte, özellikle de Türk boğazları (Çanakkale ve İstanbul), Babülmendep, Hürmüz, Singapur, Malaka gibi boğazlar ve Panama ve Süveyş gibi deniz bağlantı kanalları taşımacılıkta büyük öneme sahiptir.
Deniz taşımacılığının sadece enerji bağlamında değil aynı zamanda gıda dahil hemen her alanda büyük bir yere sahip olduğu Rusya-Ukrayna savaşında da açıkça görülmüştür. Karadeniz’in gemi trafiğine kapanması dünyada temel gıda arzı sorununa yol açmış, özellikle Türkiye’nin arabuluculuğu ile 22 Temmuz 2022'de oluşturulan gıda koridoru vasıtası ile kriz hafifletilebilmişti.
İran’a saldırıların oluşturduğu küresel ekonomik tehditler üzerinden uluslararası hukuk kaçınılmaz olarak hatırlanmaktadır. Hürmüz Boğazı bağlamında uluslararası boğazlardan geçişlerin hangi kurallara bağlı olduğuna bakmak ileriki dönemler için açıklayıcı olacaktır.
Hürmüz Boğazı, Türk boğazlarına benzer şekilde bazı ülkeler için başka alternatifi olmayan bir deniz geçiş güzergahını oluşturur. Hürmüz Boğazı; Irak, Kuveyt, Katar ve Bahreyn’in dünyanın diğer denizlere bağlantısının tek yolunu oluştururken, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ise petrol ihracatı açısından tek işlevsel deniz ulaşım yoludur.
2024 ve 2025’te Hürmüz Boğazı’ndan geçen sevkiyatlar, toplam küresel deniz yoluyla petrol ticaretinin dörtte birinden fazlasını ve küresel petrol ve petrol ürünleri tüketiminin yaklaşık beşte birini oluşturmuştur. Buna ek olarak küresel sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık beşte biri de ağırlıklı olarak Katar’dan olmak üzere, Hürmüz Boğazı’ndan geçmiştir. Bu nedenle petrol ya da LNG tankerlerinin Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri geçici olarak dahi durduğunda bu durumun küresel enerji fiyatlarını yükselttiği, nakliye maliyetlerini artırabileceği ve önemli tedarik gecikmelerine yol açabileceği görülmektedir.
Ayrıca Hürmüz Boğazı, küresel konteyner ticareti için de kilit öneme sahiptir. Bölgedeki Cebel Ali ve Hor Fakkan gibi limanlar küresel ağlarda ara noktalar olarak hizmet veren aktarma merkezleridir. Dolayısıyla Hürmüz Boğazı; Dubai, Basra Körfezi, Güney Asya ve Doğu Afrika’ya besleyici hizmetler sunan bir aktarma ve bağlantı merkezi durumundadır.
Dünyanın başka bölgelerinde de uluslararası deniz ulaşımı açısından merkezi öneme sahip boğazlar bulunmaktadır. Türk boğazları gıda, petrol, doğal gaz ve ticari malların geçişi açısından dünya ticaretinde önemli bir deniz yoludur. Türk boğazlarında bir yılda geçen toplam gemi sayısı 80 bini bulurken taşınan yük her geçen yıl artmakta ve 400 milyon tonu aşmaktadır. Benzeri boğazlar arasında Singapur ve Malakka boğazları da ön plana çıkan boğazlardandır. Güneydoğu Asya’da Hint Okyanusu ve Güney Çin Denizi arasında yer alan bu boğazlar Çin, Japonya, Güney Kore gibi Asya'nın sanayi devlerine giden petrol ve hammadde sevkiyatının büyük kısmının rotasını oluştururlar. Dünya ticaret gemilerinin yak
Boğazlardan geçişlere dair hukuk ilkeleri iki grupta toplanmaktadır. Belirli bir boğazdan geçişe dair özel bir sözleşme yapılmışsa geçişler bu sözleşmenin hükümlerine göre yapılmaktadır. Uluslararası boğazlardan geçişe dair ikinci grup kurallar ise geçişi düzenleyen bir sözleşmenin olmadığı durumlarda uygulanan genel uluslararası hukuk kurallarıdır.