Vinokurov, Orta Asya ülkelerindeki enerji denklemi ve Orta Doğu’daki gerilimin Hürmüz Boğazı üzerinden bölge enerji piyasalarına olası etkilerini AA muhabirine değerlendirdi.
Orta Asya için enerjide “orta yol” stratejisini önerdiklerini anlatan Vinokurov, “Bu, üç ölçülebilir hedefi olan bir planlama çerçevesidir. Birincisi, sistemin yoğun talep ve hava koşullarının yarattığı zorluklar altında güvenilirliğini sürdürmesi, ikincisi, geçiş maliyetinin makul seviyelerde kalması ve üçüncüsü de karbon yoğunluğunun sadece görünüşte değil, istikrarlı bir şekilde azalması.” diye konuştu.
Bölgenin 2030-2040 döneminde daha çeşitlendirilmiş bir elektrik üretim karmasına ilerlemesi gerektiğini belirten Vinokurov, bazı Orta Asya ülkelerinde elektrik üretiminin yüzde 90’a varan bölümünün tek bir kaynağa bağlı olduğuna dikkati çekti.
Vinokurov, yenilenebilir enerji payının belirgin şekilde artması gerektiğini ancak bunun kesintisiz üretim kapasitesini çok erken devre dışı bırakacak biçimde yapılmaması gerektiğini ifade etti.
Hidroelektriğin rolünün zamanla dengeleme kaynağına dönüşeceğini belirten Vinokurov, “Esnek gaz santrallerinin, depolama ve şebeke modernizasyonunun güneş ve rüzgar yatırımlarıyla eş zamanlı ilerlemesi gerekiyor.” dedi.
Vinokurov, kömürün de “bir gecede” ortadan kalkamayacağını vurgulayarak, “Kömür hala sistem istikrarı ve ekonomik kalkınma için uygun maliyetli elektrik sağlıyor. Ancak modernizasyon, daha düşük kullanım ve seçici ikame yoluyla zaman içinde rolü daralmalı.” diye konuştu.
Orta Asya’da elektrik talebinin 2030’a kadar yaklaşık yüzde 40 artabileceğini belirten Vinokurov, bölgenin arz açıklarını önlemek için yalnızca tek bir yatırım alanına odaklanma lüksü bulunmadığını söyledi.
Politika açısından ilk sıraya şebeke modernizasyonu ve esnek kapasitenin konulması gerektiğini ifade eden Vinokurov, “Aksi halde yenilenebilir enerji yatırımlarının üretim kısıntısı, istikrarsızlık ve daha yüksek sistem maliyetlerine yol açabilir.” dedi.
Vinokurov, bölgede bazı arz sorunlarının giderek yalnızca üretim eksikliğinden değil, şebeke yetersizliklerinden kaynaklandığını da kaydetti.
Kömür ve gaz santrallerinin modernize edilmesinin, Orta Asya’yı uzun süre fosil yakıtlara bağımlı kılabileceğine yönelik eleştirilerin anlaşılır olduğunu belirten Vinokurov, “Yenilenebilir enerji kapasitesinin hızlı artırılması, iyi entegre ve olgun piyasalarda dahi sistemi daha oynak hale getirebilir. Orta Asya bu süreci daha kırılgan bir altyapı ortamında yönetmek zorunda.” değerlendirmesinde bulundu.