Havacılık & Jeostrateji Analisti Ömer Giray Özay, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan krizin Avrupa ülkelerinin jet yakıtı teminine etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
Hürmüz Boğazı, dünyanın petrol arzının yaklaşık yüzde 25’inin geçtiği kritik bir noktadır. Bu oran, ham petrol temininde belirleyici olduğu kadar, jet yakıtı temini ve fiyatlandırması üzerinde de önemli etkiler yaratmaktadır. Sivil havacılık sektörü bu nedenle ciddi bir krizle karşı karşıyadır. Petrol tedariki açısından Güneydoğu Asya da mevcut gelişmelerden etkilenirken, Avrupa’da bu etki kendisini doğrudan jet yakıtı sıkışıklığı olarak göstermektedir.
Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan bu yana enerji tedariki açısından baskı altında olan Avrupa, Trump’ın İran’a yönelik tek taraflı girişimiyle birlikte yeni bir darbe daha almış durumda. Bu gelişmeler, küresel ve Avrupa piyasalarını etkilediği kadar NATO üyesi komşu ülke Türkiye’yi de etkilemektedir.
Yükselen enerji fiyatları sayesinde üretici konumundaki Rusya, piyasalardaki artışlardan avantaj sağlarken Avrupa Birliği (AB) artan enerji maliyetleri, enflasyon ve Ukrayna’ya verilen destek nedeniyle ciddi bir baskı altındadır. Düşük büyüme oranları başta Almanya olmak üzere birçok ülkede sektörel krizlere ve toplumsal kutuplaşmaya yol açmaktadır.
Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) Başkanı Fatih Birol, Avrupa’nın jet yakıtı stoklarının yalnızca birkaç hafta yetecek seviyede olabileceği uyarısında bulunmaktadır. Bu durum, bazı hava yolu şirketlerinde operasyonel sürdürülebilirlik konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
Lufthansa Group, bünyesinde yer alan Alman hava yolu şirketi Lufthansa'nın yanı sıra Austrian Airlines, Swiss Air Lines ve ITA Airways gibi şirketleriyle Avrupa’nın en büyük hava yolu gruplarından biri olup dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Pilot grevleri ve Kovid-19 salgını döneminde aldığı devlet yardımlarına yönelik hukuki süreçlerle karşı karşıya kalan hava yolu şirketi, zaten baskı altındaydı.
Hürmüz Boğazı kriziyle birlikte Lufthansa, ilk planda filosundaki 40 uçağı servis dışı bıraktı. Bu sayı, toplam kapasitenin yaklaşık yüzde 2,5’ine karşılık gelmektedir. Dünyada yaklaşık 100 bin çalışanı bulunan köklü hava yolu şirketi bununla da kalmayarak ülke içi ulaşımı sağlayan Lufthansa "CityLine" operasyonlarını sonlandırdığını açıkladı.
Bu bağlamda Lufthansa’nın bu hamleleri sürpriz değildir. Şirket, kriz dönemlerinde, Kovid-19 salgını döneminde olduğu gibi erken müdahale ederek kurumsal sağlığını korumaya yönelik adımlar atmaktadır.
Barışçıl bir küresel düzen, ticaret için her zaman olumlu bir zemin oluşturmuştur. Aynı durum, küresel entegrasyonla ayakta duran sivil havacılık sektörü için de geçerlidir.