21.08.2026 04:45
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen “Yolsuzluk” soruşturması tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı. İddianamede “Örgüt lideri” olarak adı geçen Ekrem İmamoğlu’nun; “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “Rüşvet”, “Suç gelirlerinin aklanması”, “Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık”, “Kişisel verilerin kaydedilmesi”, “Kişisel verileri ele geçirme ve yayma”, “Suç delillerini gizleme”, “Haberleşmenin engellenmesi”, “Kamu malına zarar verme”, “Rüşvet alma”, “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “İrtikap”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama”, “İhaleye fe
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmada savunma yapan Aziz İhsan Aktaş , ismiyle özdeşleşen ve kamuoyunda diğer adı Beşiktaş dosyası olarak bilinen bir operasyon kapsamında tutuklandığını anımsatarak, 2025 yılı nisan ayında kendi iradesi ve herhangi bir yönlendirme ile baskı olmaksızın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak için başvurduğunu söyledi.
Aziz İhsan Aktaş savunmasında, "Benim karşıma çıkan yapı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu liderliğinde kurulmuş bir yapıdır. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun talimatları ve para talepleri, İBB iştiraklerinden sorumlu Başkan Danışmanı Ertan Yıldız, Başkan Danışmanı İbrahim Bülbüllü, İstanbul Milletvekili ve eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ile diğer aracılar üzerinden iletilmekteydi. Belediyeden doğan mevcut alacakları ve hak ediş ödemelerini temel baskı aracı yapan, ayrıca belediyelerle mevcut iş ilişkisinin ceza ve fesih gibi yöntemlerle sona erdirilmesi tehdidini kullanan, imar ve ruhsat süreçlerinde kendilerine pay talep eden bir düzendir. Sistemin te
Savunmasında Aktaş, "Ekrem İmamoğlu'nun siyasi hayatını finanse edebilmek amacıyla iş insanları üzerinde baskı kurulması, yalnızca hukuka aykırı bir eylem değil, aynı zamanda temel ahlaki ve vicdani değerler bakımından da kabul edilmez bir durumdur." diye konuştu.
Aktaş, kişilerin, tarihlerin, şirketlerin ayrı fakat yöntemin aynı olduğunu ifade ederek, savunmasında şunları söyledi:
"Yöntem nettir. Önce hak ediş veya mevcut alacak bekletilir, sonra iş insanına sistemin istediği para verilmezse ödemesini alamayacağı söylenir. Para teslimleri yeni bir iş almak için değil, yasal hak edişlerimizi alabilmek için yapılmıştır. Para doğrudan asıl karar verenlerin talimatı ile bir danışmana, şoföre, otelde veya özel ofiste teslim edilir. Böylece sistem yöneticilerinin arka planda gizli kalması hedeflenir."
İddianamede yer alan eylem 22'deki para talebinin kendisine doğrudan "Ekrem İmamoğlu'nun talimatı" denilerek iletildiğini iddia eden Aktaş, "Eylem 141'de yine 'Ekrem İmamoğlu'nun talimatı' denilerek hak edişlerimizin ödenmeyeceği söylenmiştir ve en önemlisi eylem 142'de bu talepler Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı tarafından Florya'daki başkanlık konutunda yapılan toplantıda açıklanmıştır. Bu somut tekrarlar nedeniyle varılabilecek sonuç nettir. Ekrem İmamoğlu belediye başkanlık makamını sisteme para toplamak için kullanmıştır." diye konuştu.
Aktaş, 2024'te yerel seçim döneminde Özgür Karabat'ın kendisini aradığını ve İstanbul'da CHP'li belediyelerde ihale alan şirketlerin seçim için para vermesi gerektiğini, para vermeyenlerin sonraki dönemde olmayacağını ve ödemelerinin yapılmayacağını, bunların Ekrem İmamoğlu'nun talimatı olduğunu söylediğini iddia etti.
Aktaş, Karabat'ın bu paranın davanın sanıklarından olan Sırrı Küçük'e teslim edilmesini istediğini kaydederek, "Karabat bana Küçük'ün telefon numarasını verdi, ödeme için Küçük ile iletişim kurmamı istedi. Bunun üzerine paranın hazırlandığı gün Ömer Güngör'e (sanık) Küçük'ün telefon numarasını vererek kendisiyle irtibatlaşmasını, Karabat'ın İkitelli'deki muhasebe ofisine uğrayarak 5 milyon lirayı Küçük'e teslim etmesini rica ettim." dedi.