Üniversitenin Başakşehir Külliyesi'nde gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı, İHÜ Yönetim Bilimleri Fakültesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Şeker yaptı.
Panelin açılışını gerçekleştiren Şeker, panelin temasını gençlerin zamanla daralan ilgi alanlarının ve görüşlerinin zenginleşip derinleşmesi, dünyaya olan duyarlılıklarının artması, meseleleri farklı boyutlarıyla düşünebilmeleri, entelektüel meraklarının gelişmesi olarak belirlediklerini söyledi.
Prof. Dr. Şeker, bu amaçla da akademinin açılış panelinin başlığını "Disiplinlerarası Perspektiften Türkiye Markası" olarak isimlendirdiklerini, konukların değerlendirmeleriyle eğitim, kültür, dış politika ve ekonomi alanlarında geniş bakış açısıyla gençlerin Türkiye markası üzerine düşünmelerini hedeflediklerini ifade etti.
İHÜ Mütevelli Heyeti Başkan Vekili Bilal Erdoğan, ömrünün 5 yıl kadarını İtalya'da, 10 yıl kadarını ABD'de, önemli bir kısmını da Türkiye'de geçirdiğini dile getirerek söz konusu ülkelerde gördüğü kültür farklılıklarını anlattı.
ABD'de birçok göçmen kültürün eriyerek karışık bir kültür oluşturduğunu kaydeden Erdoğan, İtalya'nın ABD'ye oranla daha kadim bir kültüre sahip olduğunu, güneyi ve kuzeyi arasında bir farklılığın hissedildiğini, ülkenin güneyinin Akdeniz'e yakın olması ve Müslüman kültüründen etkilenmesi nedeniyle biraz daha sıcak, doğal ve içten olduğunu, kuzeyinin ise daha donuk olduğunu gördüğünü ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin birçok medeniyete ev sahipliği yapan bir coğrafyada olmasından kaynaklı farklılıklarının bulunduğunu dile getirerek, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin bölgeleri arasında birçok yönüyle tarihinden gelen, coğrafyadan, farklı toplumların geçiş güzergahları olmasından kaynaklı farklılıklar olduğunu görüyorsunuz. Bu yüzden Türkiye'nin kültürel zenginliğini, Amerika'da da İtalya'da da doğrusu göremiyorsunuz. Bu bir avantajdır, zenginliktir. Dünyanın başka ülkelerinde çok az rastlanır türden bir zenginliktir. Burada Türkiye markasını benzersizleştirmek diyorsak, aslında benzersiz bir markamız olduğunun farkına varmaya ihtiyacımız var. Markamızın bu çok katmanlı, çok zengin yapımızın benzersiz olduğunu fark ettiğimiz zaman da bunları ne şekilde ön plana çıkaracağımız, çerçeveleyerek sunacağımız ortaya çıkacak."
İstiklal Marşı'ndaki "Bastığın yerleri toprak diyerek geçmek tanı" dizesini hatırlatan Erdoğan, "Gerçekten bu topraklarda ne akan kanı ciddiye almamazlık yapabilirsiniz, ne buradaki yaşanmış binlerce yıllık tarihi görmezden gelebilirsiniz. Bunların hepsini düşündüğümüz zaman gerçekten dünyanın merkezinde, en zengin birikimine, miraslarına sahip ülkelerinden bir tanesinde yaşıyoruz. Dünyanın en güzel şehrindeyiz." diye konuştu.
Bilal Erdoğan, her toplumun kendi kültürünü özgüvenle ve rahatça yaşayabilmesi, kültürünün kimliğini rahatça kuşanabilip ifade edebilmesi gerektiğini aktararak, "Bizim de buna ihtiyacımız var. Bu konuda biraz komplekslerimiz, hala üstümüzden atacağımız şeyler var. 25 sene, 50 sene öncesine göre çok daha iyi bir yerdeyiz, çok daha özgüvenliyiz, kendimizi daha rahat ifade edebiliyoruz. Çok daha rahat kendi kültürümüzle bir ilişki kurabiliyoruz. Buradaki eksikliği giderdikçe, bu değerlerimiz dünya sahnesine çıkmaya başladı ama bunların daha net bir şekilde çıktığını göreceğiz. Bu da tabii ki maddi-manevi Türkiye'nin çekim gücünü, itibarını, ekonomik potansiyelini artıracak." değerlendirmesinde
Türkiye'de yeme içme kültürünün zenginliğine de değinen Erdoğan, İHÜ olarak Süleymaniye Medreselerindeki imaretle ilgili projelerinin olduğunu, bu kapsamda Osmanlı-Türk Mutfak Sanatları Merkezi'ni hayata geçireceklerini sözlerine ekledi.