Birol, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, son 4 yılda küresel enerji haritasında önemli değişimler yaşandığını söyledi.
Küresel enerji piyasasında Rusya'dan Avrupa'ya uzanan boru hatları ile Hürmüz Boğazı üzerinden Asya başta olmak üzere farklı bölgelere yönelen akış hatları bulunduğunu belirten Birol, "İki büyük ana damar vardı ve bunların ikisi de şu anda kapalı durumda." ifadesini kullandı.
Birol, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin yarattığı şok etkisine dikkati çekerek, ülkelerin artık daha güvenilir ortaklarla ticareti tercih ettiğini, yerli üretimi artırmaya ve enerji arzını tek bir hatta bağımlı olmadan çeşitlendirmeye yöneldiğini dile getirdi.
Türkiye'nin bu süreçte avantajlı bir konumda olduğunu ifade eden Birol, "Türkiye, coğrafi olarak son derece avantajlı konumda. Türkiye, Orta Doğu'daki bu gelişmelerden sonra hem o ülkelerin birçoğunun yeniden inşası konusunda hem de yeniden ekonomik itibar kazanmaları konusunda bu ülkelerle çalışabilir." diye konuştu.
Birol, bu sürecin Türkiye'nin bölgesel enerji ticaretindeki rolü üzerindeki etkisine ilişkin de "Şu an için çok erken ama üzerinde çalışılan birçok proje var. Türkiye'nin avantajlı olduğu konular var ama her şeyden önce bu önümüzdeki 60 günlük periyoda bakıp müzakerelerin nasıl sonuçlandığını takip etmek lazım." değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı'ndaki krizde en kötünün geride kalıp kalmadığı sorusuna Birol, "Şu an itibarıyla barış konusunda atılan adımlar son derece olumlu. Önemli olan bu adımların kalıcı olması ve 60 günlük müzakere sürecinde bunun nihai bir karara bağlanması. Bir anlaşma olsa bile Hürmüz Boğazı artık güvenilirliğini yitirdi. Vazo bir kere kırıldı. Bundan sonra eski haline gelmesi mümkün değil." yanıtını verdi.
Birol, bu süreçte bölge ülkelerinin alternatiflere yöneldiğine işaret ederek, "Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri artık enerji ticaretinde Hürmüz Boğazı'na bağlı kalmak istemiyor. Hem Suudi Arabistan hem de Birleşik Arap Emirlikleri hummalı bir şekilde alternatif boru hatları inşa ediyor. Birleşik Arap Emirlikleri'nin 2027 sonuna kadar Hürmüz Boğazı'na bağımlılığı sıfıra inecek ve onu tamamıyla baypas edecek." dedi.
ABD ile İran arasındaki mutabakatın fiyatlara etkisine ilişkin de Birol, "Bu anlaşmanın gerçekleşmeyeceği konusunda bir hissiyat doğarsa, bu fiyatlarda tekrar bir dalgalanmaya yol açabilir. Şu anda 75-80 dolara inmesi, Türkiye gibi enerji fiyatlarının cari açık açısından son derece önemli olduğu bir ülke için çok güzel bir haber." ifadesini kullandı.
Birol, petrol arzındaki yükseliş ve talepteki zayıflamaya dikkati çekerek, "Hürmüz Boğazı açılır ve bir daha kapanmayacağına dair aktörlere güvence verilirse, gelecek sene ciddi bir arz fazlası olabileceğini düşünüyoruz. Bu da fiyatların makul seviyesi için sevindirici." diye konuştu.
Petrolde normalleşmenin zaman alacağını dile getiren Birol, "Petrolde 27 Şubat'a, savaşın başlamasından önceki güne hemen gelmek mümkün değil. Birçok enerji tesisi, petrol ve doğal gaz sahaları, rafineriler, boru hatları hasar gördü. Bazıları hemen yüzde 100 verimli hale getirilebilir. Birçoğunun ciddi olarak tamir edilmeye, yeniden imar edilmeye ihtiyacı var. Bu da zaman alacaktır. Ama büyük bir kısmının birkaç ay içinde tekrardan hayata geçeceğini düşünüyorum." dedi.