İletişim Başkanlığında gerçekleşen panelin açılış konuşmasını, İletişim Başkanı Burhanettin Duran gerçekleştirdi.
Moderatörlüğünü Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Büyükelçi Prof. Dr. Derya Örs'ün üstlendiği panelde, 2015-2020 dönemi Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık ve Kastamonu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cevdet Yakupoğlu konuşmacı olarak yer aldı.
Panelde, Malazgirt Zaferi'nin, askeri, siyasi, sosyal ve medeniyet boyutları derinlemesine ele alındı.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, burada yaptığı konuşmada 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutlayarak, "Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını rahmetle, minnetle, şükranla anmak istiyorum. Aynı şekilde Anadolu'yu bizlere vatan yapan Sultan Alparslan ve askerlerini yine rahmet, minnet, şükranla anıyorum" ifadelerini kullandı.
2015-2020 dönemi Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan konuşmasında, 26 Ağustos'un önemine dikkati çekerek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 26 Ağustos 1922'de Büyük Taarruz'u başlatarak 26 Ağustos 1071'e selam gönderdiğini ve bu tarihi tesadüfen seçmediğini vurguladı.
Turan, 26 Ağustos 1071'de Malazgirt'te Doğu Roma İmparatorluğu ile genç Selçuklu Devleti'nin karşı karşıya geldiğini anımsattı.
Selçuklu Devleti'nin kuruluşundan itibaren ordunun temel unsurlarından birinin atlı birlikler olduğunu ifade ederek, "Kaşgarlı Mahmut diyor ki, 'At Türk'ün kanadıydı.' Tam o anlamı veren Selçuklu süvarisidir." dedi.
Turan, Sultan Alparslan'ın Malazgirt Zaferi öncesinde cuma namazının ardından askerlerine hitap ettiğini ve atının kuyruğunu bağladığını anlatarak, "Alparslan, etrafındakilere mesaj veriyor. Diyor ki, 'Askerlerim, bugün düşman karşımızda, biz buradayız ve onlar bizden çok fazla ama bunun hiçbir önemi yok.'" diye konuştu.
Selçuklu Devleti'nin zaferin ardından da siyasette, hukukta, maliyede, askerlikte çok büyük bir dönüşüm sağladığını belirten Turan, "Malazgirt, aslında bir dünya savaşının sonuydu. Yani hep diyoruz ya işte Sykes-Picot düzeni, yeni dünya düzeni, Malazgirt Savaşı'nı diğer savaşlardan ayıran husus budur. Selçuklu Devleti bir Pax Devleti'ne dönüşmüştür. Yani dünyada yeni bir Malazgirt düzeni olmuştur." değerlendirmesinde bulundu.
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güray Kırpık da Sultan Alparslan'ın 1064'te Ani'yi fethetmesinin Malazgirt'e giden yolu açtığını belirterek, Malazgirt'in bir savunma savaşı niteliği taşıdığını vurguladı.