7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde, İletişim Başkanlığı, NATO üye ülkelerin başkentlerinde NATO konulu programlar gerçekleştiriyor. Söz konusu ülkelerdeki düşünce kuruluşlarıyla iş birliği içerisinde icra edilen bu program serisi sırasıyla Madrid, Paris, Londra, Varşova, Vaşington, Roma, Brüksel, Helsinki, Berlin, Lahey ve Sofya’da düzenlendi.
Program serisinin on birinci ayağı ise 1 Temmuz 2026 tarihinde Jeopolitik ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi (GSSC) iş birliğinde Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gerçekleştirildi.
Programın ilk bölümünde, “From the Baltic to the Mediterranean: Connecting NATO’s Strategic Flanks” başlıklı panel düzenlendi. GSSC Direktör Yardımcısı Vytautas Leškevičius’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Litvanya Cumhurbaşkanı Ulusal Güvenlik Başdanışmanı Deividas Matulionis, Litvanya Dışişleri Bakan Yardımcısı Audra Plepytė, Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci ile Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesi ve SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Caner değerlendirmelerde bulundu.
Panelde, NATO’nun değişen küresel güvenlik ortamında karşı karşıya bulunduğu güncel sınamalar, İttifakın benimsediği 360 derece güvenlik yaklaşımı, Baltık ve Akdeniz bölgelerinin Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki stratejik önemi ile bu iki güvenlik kuşağı arasındaki bağlantısallık kapsamlı şekilde ele alındı. Panelde ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı'nın Avrupa güvenliğine etkileri, Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin küresel güvenlik ve enerji arzı üzerindeki yansımaları, hibrit tehditler, siber güvenlik, savunma sanayiinde yaşanan dönüşüm ile NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmeler paylaşıldı. Türkiye'nin Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki
Panelin moderatörlüğünü yapan GSSC Direktör Yardımcısı Vytautas Leškevičius, NATO’nun son yıllarda değişen güvenlik ortamına uyum sağlama sürecine dikkat çekerek Baltık ve Akdeniz güvenlik bölgelerinin birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Leškevičius, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi öncesinde düzenlenen panelin, müttefik ülkeler arasında stratejik diyaloğun güçlendirilmesine katkı sunacağını belirterek panelin NATO’nun geleceğine ilişkin ortak perspektif geliştirilmesi açısından önemli bir platform oluşturduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, uluslararası güvenlik ortamının Soğuk Savaş sonrasında önemli ölçüde değiştiğini belirterek Rusya’nın yeniden güç projeksiyonu, Çin’in yükselişi ve Orta Doğu’da devam eden istikrarsızlıkların NATO’nun güvenlik gündemini yeniden şekillendirdiğini ifade etti. Türkiye’nin Avrupa, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasındaki stratejik konumuna dikkat çeken Prof. Dr. Kireçci, Türkiye’nin askerî kapasitesi, savunma sanayiindeki gelişmeleri, terörle mücadeledeki tecrübesi ve bölgesel krizlerin yönetimine sunduğu katkılarla Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin temel aktörlerinden biri olduğunu vurgulad
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesi ve SETA Dış Politika Araştırmacısı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Caner ise güvenlik tehditlerinin coğrafi sınırlar içerisinde değerlendirilemeyeceğini belirterek Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin enerji güvenliği, deniz ticaret yolları ve küresel ekonomi üzerinde doğrudan etkiler oluşturduğunu ifade etti. NATO’nun Baltık ve Akdeniz güvenliğini bütüncül bir yaklaşımla ele almasının önemine dikkat çeken Caner, Türkiye’nin bölgesel krizlerde gerilimi azaltmaya, diplomatik çözümleri desteklemeye ve istikrarı güçlendirmeye yönelik yaklaşımının NATO’nun güvenliğine önemli katkılar sunduğunu belirtti.