İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmada, tutuksuz sanık organizasyon firması sahibi Serkan Yıldız savunma yaptı.
Sanık Yıldız savunmasında, ihalesine girdiği birçok işi alamamaya başladığını söyleyerek, "Bu yüzden de sektörden birçok kişiyle de dert yanardım. Bana bu işlerin Emrah Bağdatlı'dan geçtiğini piyasadan diğer alt taşeronlardan söylediler. Bu süreçte Emrah Bağdatlı tarafından yönlendirildiğini söyleyen Eyüp isimli kişi ile WhatsApp üzerinden telefon görüşmem oldu. Eyüp isimli kişinin bana ulaştığı numarayı avukatım dosyaya sunacaktır." dedi.
Bu kişinin Kültür AŞ çalışanı olduğunu düşündüğünü ifade eden Yıldız, şu beyanda bulundu:
"Çünkü ne kadar alacağım olduğuna kadar tüm ticaretime hakimdi. Bana fatura gönderdiler. Ben de alacağımı ve ticaretimi riske atmak istemedim, ödedim. Fatura karşılığında da tarafıma hiçbir mal, hizmet teslim edilmedi. Hatırladığım kadarıyla Ağustos 2024 gibi aranıp, ağustos sonu ve eylül sonunda tarafıma gelen faturalara istinaden 75 bin lira ile 58 bin liralık ödeme yaptım. O tarihte ne kadar yüksek meblağda alacağım olduğunu isterseniz eğer Kültür AŞ'nin muhasebe kayıtlarından temin edebilirsiniz. O tarihte Kültür AŞ'den 15 milyondan fazla alacağım oluşuyordu. Ben bu işlemi ticari faaliyetime devam edebilmem için mecbur kaldığımdan yaptım. Şirketime giren çıkan, aldığım işlere bakıldığınd
Yıldız, "Burada benim gibi ödeme yapan diğer şirketler ile ilgili aynı ifadeleri vermişler. Savcı tarafından sanki yapay zeka ile oluşturulmuş gibi iddialar dönüyor. Ancak şirketlerin başına da aynı olaylar gelmiş. İş alabilmek, ödemelerini alabilmek için bu ödemeleri yapmışlar." ifadelerini kullandı.
AA'nın aktardığı habere göre, tutuksuz sanıklardan İBB çalışanı harita mühendisi Yakup Öner savunmasında, örgüt üyeliği suçlamalarını reddederek, kurum içerisinde başkana bağlı olarak çalışan resmi danışman unvanına sahip her biri farklı alanlarda yetkili üç isimin bulunduğunu, bunların Ertan Yıldız, Murat Ongun ile Yiğit Oğuz Duman olduğunu söyledi.
Belediyede kişilerin belirli görev ve yetki alanlarına sahip olduğunu, belli birimlerin danışmanlara bağlı hareket etmesi suretiyle oluşturulduğunu aktaran Öner, herkesin kendi alanında hareket ettiğini, gerektiğinde bu alanların birbirine bağlandığı bir işleyiş söz konusu olduğunu anlattı.
Öner, kendisinin hiçbir zaman yönetim toplantılarına katılmadığını, bunların hiçbirine mensup veya bağlı çalışan biri olmadığını savundu.
Belediye içerisinde Fatih Keleş, Murat Ongun ve Ertan Yıldız'ın farklı yetki alanları bulunduğunu belirten Öner, "Her biri kendi alanını koruyor, birbirlerinin alanına doğrudan müdahale etmiyorlardı. Ancak ihtiyaç olduğunda bu alanlar birbirine temas ediyordu. Belediye dışında ise Murat Gülibrahimoğlu, Adem Soytekin gibi isimlerin bu yapının dış bağlantıları içerisinde yer aldığını duyuyordum. Dışarıda başka birileri var ise de benim bu isimlere ilişkin net bir bilgim yoktur. Özellikle Murat Gülibrahimoğlu'nun hafriyat işlerini İbrahim Bülbüllü ve Fatih Keleş ile birlikte yürüttüğünü duyuyordum. Ben bunlardan biri değilim." ifadelerini kullandı.
Sanık Öner, hiçbir zaman da toplantılarında bulunmadığını söyleyerek "Kurum içi işleyişte temel çalışma biçimi şuydu, bir iş veya konu gündeme geldiğinde işin niteliği ve ilgili olduğu alan dikkate alınarak ilgili kişi devreye giriyor, belediye içerisinde karar ve yetki mekanizmaları ile dışarıdaki kişi ve şirket ilişkileri bu süreçte birbirini tamamlıyordu. Bu nedenle farklı kişiler ve farklı işler gibi görünmesine rağmen bunların tamamen birbirinden bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Aralarında görev ve yetki paylaşımı bulunan, gerektiğinde birbirleriyle koordinasyon sağlayan bir düzen olduğunu düşünüyorum." beyanında bulundu.