GÜNCEL

İnsanlık yeni bir tehditle yüzleşiyor

İnsanlığın en melankolik ve sarsıcı hallerinden biri olan yalnızlık, tarih boyunca sanatın en derin ilham kaynaklarından biri oldu. Mağara duvarlarına çizilen v

İstanbul
İnsanlık yeni bir tehditle yüzleşiyor

İnsanlığın en melankolik ve sarsıcı hallerinden biri olan yalnızlık, tarih boyunca sanatın en derin ilham kaynaklarından biri oldu. Mağara duvarlarına çizilen ve topluluktan soyutlanmış tekil insan figürleri, ilkel insanın da bu varoluşsal duyguyla yüzleştiğini gözler önüne seriyor.

İnsanlık tarihi ilerledikçe bu duygu biçim değiştirdi ama özünü hiç kaybetmedi. Yalnızlık; yakın modern dünyada Zeki Müren'in sesinde "Yalnızım Yalnız" feryadına dönüştü. Martin Scorsese'nin sinema tarihine kazıdığı 'Taksi Şoförü'nde New York gecelerinde sürüklenen 'Travis Bickle'ın dikiz aynasındaki bakışında somutlaştı. Edward Hopper'ın 'Gece Kuşları' tablosundaki yan yana ama birbirine teğet geçen insanların hallerinde ya da Auguste Rodin'in ünlü 'Düşünen Adam' heykelinin içe dönük ağır sessizliğinde şekillendi.

Peki, kökleri insanlığın şafağına kadar uzanan bu kadim duygu, nasıl oldu da son yıllarda sosyologların 'Çağın salgını' olarak nitelendirdiği, devletlerin stratejik düzeyde mücadele etmeye çalıştığı toplumsal bir krize dönüştü?

Sosyal medya mecralarına baktığımızda kimsenin yalnız olmadığını sanabiliriz. Sürekli gülümseyen yüzler, kalabalık arkadaş grupları, seyahatler ve rengârenk etkinlikler... Fiziki sosyal ortamlara geçtiğimizde de durum pek farklı görünmüyor; dolu mekânlar adeta bir "Eller havaya" ritminin içinde. Fakat bu hareketli vitrin, derinlerde yaşanan büyük bir kopuşu gizleyen şaşaalı bir perdeden mi ibaret?

Günümüz insanı, tarihinin en çok bağlantıda olan ama aynı zamanda en çok izole olan dönemini yaşıyor. Polonyalı ünlü sosyolog Zygmunt Bauman'ın 'Akışkan modernite' olarak tanımladığı bu düzende, ilişkilerimiz derinliğini kaybedip yüzeyde çoğalıyor. Binlerce sosyal medya takipçisine sahip olmak, gerçek bir yakınlık ve güven duygusu üretmiyor. Aksine, herkesin en mutlu, en başarılı ve en şık hallerini sergilediği bu platformlar; kişileri kendi sıradan, eksik gerçekliğiyle baş başa bırakıyor.

Yalnızlık salgınının en ağır bilançosunu ödeyen kesim hiç kuşkusuz gençler. Sosyal medyanın körüklediği şaşalı hayata sahip ve tanınan kişi olma arzusu, gençlere ancak görünür oldukları, tüketebildikleri ve takdir topladıkları sürece var olabileceklerini fısıldıyor. Affedersiniz fısıldamıyor; resmen haykırıyor. Sistemin dikte ettiği bu yarışta; lüks bir yaşamı sergileyebilenle gündelik hayatın ekonomik ve sosyal yükleriyle boğuşan genç arasındaki uçurum derinleşiyor. Beklentilerin bu kadar yükseltildiği bir ortamda, hayal kırıklığı kaçınılmaz hale geliyor. Bir gruba ait olamama, arzularına ulaşamama veya olduğu gibi kabul görmeme korkusu, gençleri hızla kendi kabuklarına çekilmeye ve derin b

Peki 'Çağın salgını' olarak nitelendirilen, devletlerin stratejik düzeyde mücadele etmeye çalıştığı toplumsal bir kriz haline dönüşen yalnızlığın temelinde hangi etmenler bulunuyor? Yalnızlığın; kişinin kendisine, çevresine ve ülkesine olan etkileri nelerdir?

Yalnızlık konusunda birçok araştırma yapan, sayısız makale yayımlayan Sosyolog Prof.Dr. Veysel Bozkurt, Habertük HT Stüdyo'ya konuk oldu. Prof.Dr. Bozkurt'un ağzından çıkan her cümle çok kıymetli, mutlaka dikkate alınmalı. Geçlerin yalnızlığı üzerine söyledikleri ise daha çok dikkate alınmalı.

♦ Yalnızlık son zamanlarda çok konuşulan bir konu haline geldi. Bir sosyolog olarak bu durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Evet, yalnızlık çağımızın hastalığı olarak değerlendiriliyor ve bir yalnızlık salgınından bahsediliyor. Çünkü dünya, sosyologların sıkça vurguladığı şekilde daha akışkan ve dinamik bir yapıya büründü. Enformasyon bir ülkeden diğerine akıyor; mallar, fikirler ve virüsler sınırlar arasında müthiş bir hızla yayılıyor. Dolayısıyla bu hızla dönüşen dünyada süreklilikler, yapılar ve alıştığımız ilişki biçimleri de büyük bir değişim geçiriyor. Oysa insan, bildiği dünyada kendini güvende hisseder. Çünkü bildiğimiz dünyada belirsizlik azdır. Bu kadar hızlı değişen bir ortamda insanların bağlarının giderek daha fazla aşındığını görüyoruz. Toplumsal bağlar insanı korur; güçlü bağlar, insanın kendini da

Kalici baglanti: https://www.ajansonline.com.tr/haber/insanlik-yeni-bir-tehditle-yuzlesiyor

AJANS ONLİNE

HABER PORTALI