Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akkaş, ABD-İsrail ve İran çatışmasının bölgesel ve küresel ekonomi üzerindeki etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.
***
28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a yönelik başlattığı saldırılar Orta Doğu'da uzun süredir biriken jeopolitik gerilimi doğrudan bölgesel bir savaşa dönüştürdü. İran'ın bu saldırılara verdiği en kritik karşılıklardan biri, Hürmüz Boğazı'nı kapatarak Basra Körfezi'nden çıkan enerji akışını kesmesi oldu.
İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması, yalnızca küresel enerji arzını daraltarak enerji fiyatlarında sert yükselişlere yol açan bir gelişme değil; aynı zamanda küresel tedarik zincirlerinde aksamalara neden olarak ticaret ve üretim ağlarının uzun vadede yeniden şekillenmesini tetikleyen önemli bir jeoekonomik müdahale niteliğinde. Bu durum uluslararası ticaret rotalarını aksatırken, küresel üretim maliyetlerini artırarak dünya ekonomisinde zincirleme şok etkisi yaratıyor. İran bu hamleyle bölgesel bir krizi küresel ölçekte ekonomik baskıya dönüştürürken enerji piyasalarında yarattığı arz daralması ve fiyat şokları üzerinden ABD ile İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırıyor.
Hürmüz Boğazı küresel enerji sisteminin en kritik geçiş noktalarından biridir. Basra Körfezi'ni Umman Denizi'ne bağlayan bu dar deniz yolu, Körfez ülkelerinin petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının (Liquefied Natural Gas, LNG) ana çıkış hattını oluşturmaktadır. Hürmüz Boğazı'ndan 2025 yılında günlük ortalama 20 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşınmıştır. Bu miktar, küresel deniz yoluyla gerçekleştirilen petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'ine karşılık gelmektedir. Küresel LNG ihracatının yaklaşık yüzde 20'sini gerçekleştiren Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin doğalgaz sevkiyatları da Hürmüz Boğazı üzerinden dünya piyasalarına ulaşmaktadır [1]. Suudi Arabistan, Kuveyt v
Bu akışın kesilmesi küresel petrol arzında ciddi bir daralma yaratırken enerji fiyatlarında hızlı yükselişlere yol açmaktadır. Nitekim yaşanan gelişmelerin ardından uluslararası piyasalarda petrol fiyatları 2008 krizindeki sınırına yaklaşarak varil başına ek 40 dolar maliyetle 100 dolar üstüne yükselmiştir [2].
Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kapanması yalnızca bölgesel bir güvenlik gelişmesi değil, küresel enerji sisteminin merkezinde meydana gelen bir arz şoku anlamına gelmektedir. Enerji jeopolitiğinde Hürmüz Boğazı dünyanın en kritik enerji "dar geçitlerinden" biri olarak kabul edilmekte [3] ve İran'ın boğaz üzerindeki coğrafi konumu bu geçidi kriz dönemlerinde stratejik bir baskı aracına dönüştürmektedir [4]. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması bu stratejik gerçekliği pratikte ortaya koymuş ve enerji güvenliğinin küresel ekonomi açısından ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Enerji fiyatlarındaki bu yükseliş küresel ekonomide maliyet enflasyonu yaratmaktadır. Petrol fiyatlarının artması ulaştırma maliyetlerini yükseltmekte, sanayi üretiminde kullanılan enerji girdilerinin fiyatını artırmakta ve gıda üretimi dahil birçok sektörde maliyet baskısı oluşturmaktadır. Uluslararası Para Fonu'na göre büyük ölçekli petrol fiyat şokları küresel büyüme oranlarında belirgin düşüşlere yol açabilmektedir [5]. Bu gelişmelerden en fazla etkilenen ülkeler enerji ithalatına bağımlı ekonomilerdir. Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan gibi büyük Asya ekonomileri Körfez bölgesinden önemli miktarda petrol ithal etmektedir [6].
Böyle bir senaryoda, enerji ithalatçısı konumundaki söz konusu ülkelerin de doğrudan savaşın ekonomik yansımalarından etkilenmesi ve bu durumun ABD ile İsrail üzerindeki baskıyı artırmaya yönelik politikalar geliştirmelerine zemin hazırlaması muhtemeldir. Bu çerçevede Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, ABD ve İsrail'in İran'ı bu süreçte uluslararası alanda yalnızlaştırmaya yönelik hamlelerini boşa çıkarabilecek stratejik bir adım olarak ortaya çıkmaktadır. Nitekim ABD Başkanı Trump'ın, savaşa doğrudan dahil olmayan ülkeleri Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve güvenliğinin sağlanması amacıyla bölgeye daveti [7], söz konusu ülkeler tarafından henüz karşılık bulmamıştır.