Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erhan Akkaş, Kuzey-Güney Karayolu Koridoru üzerinden İran’ın Karadeniz’e ve Avrupa’ya açılma arayışının arka planını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Güney Kafkasya’da yaşanan askerî ve siyasi kırılmalar ile Basra Körfezi’ndeki gelişmeler, bölgedeki ulaşım hatlarının önemini yeniden gündeme taşıdı. Bu yeni denklemde İran’ın Ermenistan ve Gürcistan üzerinden Karadeniz’e, oradan da Avrupa’ya ulaşma arayışı dikkat çekiyor. Ancak İran’ın bu girişimini ne Türkiye’nin lojistik konumunu kısa vadede sarsacak güçlü bir alternatif olarak görmek ne de hayata geçmesi zor bir proje olarak değerlendirmek doğru olur. Asıl mesele, bu bağlantının zaman içinde bölgesel ulaştırma dengelerini ne ölçüde değiştirebileceğidir.
İran’ın Ermenistan güzergâhındaki arayışının en somut ayağını Erivan Yönetimi'nin Kuzey-Güney Karayolu Koridoru oluşturuyor. İran sınırından başlayarak Ermenistan üzerinden kuzeye uzanan bu koridor, Gürcistan üzerinden Karadeniz’e ulaşarak İran’ın farklı ticaret bağlantıları geliştirmesine imkan sağlayabilir. Aynı zamanda Basra Körfezi ile Karadeniz arasında kurulması planlanan çok modlu ulaştırma ağının önemli unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir. [1] Bu nedenle proje, İran açısından yalnızca Ermenistan ile ulaşım bağlantısını güçlendiren bir girişim değil, Karadeniz ve Avrupa pazarlarına erişimi çeşitlendirebilecek bir bağlantı niteliği taşıyor.
Projenin özellikle güney kesiminde son dönemde kayda değer ilerleme sağlandı. 32 kilometrelik Kajaran-Agarak kesiminde iki tünel ve 15 köprü dahil olmak üzere yoğun inşaat çalışmaları devam ediyor. Şubat 2026 itibarıyla bu kesimdeki fiziki gerçekleşme yüzde 40’ın üzerine çıktı. [2] Nisan 2026’da Ermenistan makamları, İranlı şirketin çalışmaları planlanan takvime uygun biçimde yürüttüğünü ve bölümün 2027 yılı içerisinde tamamlanmasının öngörüldüğünü açıkladı. [3] Ağustos 2026’da ise İran-Ermenistan sınırında Aras Nehri üzerinde ikinci bir köprünün inşa edilmesi girişimi iki ülke arasında yeniden ele alındı. [4]
Bununla birlikte, hattın Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan mevcut ulaşım ağıyla aynı ölçekte bir seçenek haline gelmesinin önünde hâlâ bazı altyapı sorunları bulunuyor. Bunların başında İran ile Ermenistan arasında doğrudan bir demiryolu bağlantısının bulunmaması ve mevcut ulaşımın büyük ölçüde karayoluna dayanması geliyor. Ermenistan’daki bazı karayolu kesimlerinde kapasite ve fiziki koşulların geliştirilmesine de ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle demiryolu bağlantısının kurulması ve karayolu altyapısının iyileştirilmesi, hattın taşıma kapasitesi ve ulaşım hızının artırılması açısından önem taşıyor. [5]
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından Avrasya’daki ulaşım ağlarının güvenliği ve sürekliliği daha fazla önem kazanırken, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmeler de ticaret ve enerji akışlarının belirli geçiş noktalarına ne kadar bağlı olduğunu gösterdi. Bu gelişmeler, İran açısından farklı yönlere uzanan ulaşım bağlantılarına sahip olmanın önemini artırıyor. Bu nedenle İran’ın Ermenistan üzerinden Karadeniz’e açılma arayışını yalnızca Türkiye ile rekabet üzerinden değerlendirmek eksik kalabilir. Bu adımı, daha çok mevcut bağlantılara alternatifler geliştirme ve ulaşım seçeneklerini çeşitlendirme çabası olarak değerlendirmek mümkün.
İran, Trump tarafından Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası (TRIPP) olarak da isimlendirilen Zengezur Koridoru'na ilişkin açıklamalarında, Ermenistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne vurgu yaparken [6], projenin İran’a karşı güvenlik amacıyla kullanılmaması gerektiğine yönelik kaygılarını da dile getiriyor. [7]
Buna karşılık Ermenistan tarafı, TRIPP’in İran açısından ekonomik fırsatlar yaratabileceğini belirtiyor. [8] Bu gelişmeler, İran’ın bölgedeki yeni ulaşım bağlantılarına yaklaşımının tek boyutlu olmadığını ve söz konusu bağlantıların kendi güvenlik ve ekonomik çıkarları açısından nasıl şekilleneceğine göre değişebileceğini gösteriyor.