Gazze kentinde, yerinden edilmiş halde yaşadığı mütevazı evin dar bir köşesinde oturan 37 yaşındaki Bekri, Filistin Esirler Günü dolayısıyla AA muhabirine, İsrail hapishanelerinde geçirdiği 20 ay boyunca yaşadığı zorlukları anlattı.
Konuşmadan önce kısa bir süre duran Bekri, yaşadıklarını anlatırken kelimeleri seçmekte zorlanarak "Hapisten girdiğim gibi çıkmadım. Burada bir şey kaldı ya da belki de burada bir şey kırıldı." sözleriyle yaşadığı derin izleri ifade etti.
Bekri, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları sırasında Mart 2024’ün başlarında Han Yunus’ta düzenlenen bir operasyonda gözaltına alındığını belirterek, bu sürecin yalnızca özgürlüğünün kısıtlanması değil aynı zamanda fiziksel ve psikolojik şiddetin başladığı bir dönem olduğunu söyledi.
Tutuklanmasının ardından ilk olarak İsrail askerlerinin vahşi işkenceleriyle gündeme gelen Sde Teiman gözaltı merkezine götürüldüğünü anlatan Bekri, burada yaşadıklarını şu sözlerle aktardı:
"Bizi tamamen çıplak bıraktılar. Bütün kıyafetlerimizi üzerimizden aldılar ve birbirimizin önünde çıplak halde tutulduk."
Maruz kaldığını belirttiği uygulamaların sistematik olduğunu söyleyen Bekri, "Hassas bölgelere elektrik şoku verilmesinden, vücudumuzda söndürülen sigaralara, ellerimizin ve ayaklarımızın arkadan bağlanmasına ve saatlerce gözlerimizin bağlanmasına kadar her şey günlük bir rutin haline gelmişti." diye konuştu.
İbadet etmenin dahi engellendiğini dile getiren Bekri, "Namaz bile kılınmasına izin verilmiyordu. Sadece gözlerimizle namaz kılıyorduk ve bunu fark ederlerse bizi cezalandırıyorlardı." ifadelerini kullandı.
Bekri, hapishane içindeki baskınların da sık yaşandığını belirterek, gardiyanların zaman zaman hücrelere göz yaşartıcı gaz attığını söyledi.
Filistinli Bekri, o anları şu sözlerle dile getirdi:
"Gaz vücutlarımızı felç ediyordu, sinir spazmlarına ve kas güçsüzlüğüne neden oluyordu. İsteseniz bile hareket edemiyordunuz. Gazın etkisi altındayken darbedilip, sürükleniyorduk. Kendimizi savunamıyorduk."