İsrailli bir baba ile Norveçli bir annenin kızı olan Stoelen, çifte vatandaş olarak yaklaşık 7 yıl Tel Aviv'de yaşadı.
Stoelen, burada Filistinlilere yönelik ırkçı ve ayrımcı uygulamalara tanık olurken 2019'da Batı Şeria'ya yaptığı bir ziyaret sonrası fikirleri netleşti ve Norveç'e taşındı.
Norveç'te, Gazze'de yaşanan soykırıma dikkati çekmek amacıyla aktivizm faaliyetlerini sürdüren Stoelen, Temmuz 2025'te İsrail pasaportunu yaktı.
Aktivist Stoelen, İsrail pasaportunu yakmasına giden süreci ve İsrail toplumunda gözlemlediği değişimi AA muhabirine anlattı.
Stoelen, İsrail'de yaşadığı dönemde ilk aşamada mevcut durumu işgal olarak değerlendirmediğini, herkesin birlikte yaşadığını sandığını belirtti.
Batı Şeria ve Gazze hakkında "bilinçsiz" olduğunu fark ettiğini dile getiren Stoelen, 2019'da, İsrail ordusunun Filistinlilere yönelik şiddete dikkati çeken "Breaking the Silence" adlı sivil toplum kuruluşunca düzenlenen bir turla gittiği Batı Şeria'da, bakış açısının tamamen değiştiğini söyledi.
Stoelen, 1995'te fanatik Yahudi yerleşimci Baruch Goldstein'ın, Harem-i İbrahim Camisi'nde sabah namazı sırasında otomatik silahla yaptığı katliamı ve bundan sonra El Halil kentinde Filistinlilerin girişine izin verilmeyen bölgeler oluşturulduğunu hatırlattı.
Mia Sol Stoelen, "Şüheda Caddesi, tüm yabancılar ve İsrailliler için geçişe açık ama bir Filistinli orada yürürse İsrail ordusu tarafından vuruluyor. Yani bu, açıkça bir apartheid olduğunu gösteriyordu." dedi.
Stoelen, bütün bunları öğrendikten sonra Norveç'e taşındığını, Gazze'deki soykırıma ise videoları izleyerek tanıklık ettiğini kaydetti.
İsrail'e en son Ağustos 2023'te ziyaret amacıyla gittiğini ve 7 Ekim 2023 öncesi her hafta sonu neredeyse 500 bin kişinin hükümet karşıtı gösteriler düzenlediğini anlatan Stoelen, o sürece ilişkin şunları kaydetti: