İngiliz The Guardian gazetesi tarafından hazırlanan, yönetmenliğini Oscar ödüllü Yuval Abraham ile Rachel Szor'un yaptığı NAZA, birkaç hafta önce 83. Uluslararası Venedik Film Festivali’nde "Jüri Özel Ödülü" aldığı İtalya'da 500’ü aşkın salonda gösterime girdi.
Adını İsrail ordusunun Gazze'ye yönelik saldırılarında, erkekler, kadınlar ve çocuklar dahil olmak üzere "bir saldırıda ölmeleri öngörülen siviller" için kullanılan kısaltmadan alan NAZA'yı izlemek için gelen İtalyanlar ilk biletleri tüketti.
NAZA'nın gösterime girdiği Milano'daki Beltrade Sineması’nda filmi izleyen İtalyanlar, gösterimin ardından AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.
Giada, "Benim için en sarsıcı olan şey, bunları askerlerden ya da başka birinden duymaktı. Çünkü bu süreci günlük olarak takip eden biri için bunlar yeni şeyler değil. Ancak bunları, sanki dünyanın normal bir parçasıymış gibi hiçbir rahatsızlık duymadan kabul ettiklerini duymak çok daha rahatsız ediciydi." dedi.
İsrail'in herkesi gözetleyen "Büyük Birader" benzeri uygulamasının başka yerlere de yayılabileceği düşüncesi hakkındaki görüşü sorulan Giada, "Elbette. Bunun bir korku olduğunu düşünüyorum ve burada hep birlikte bu korkuyla yaşıyoruz. En azından ben bu korkuyla yaşıyorum. Kendimi bir farkındalık içinde buluyorum ve gelecekte bizi neyin beklediğini bilmiyorum." diye konuştu.
İtalyan Naomi de "Benim için en rahatsız edici şey, bir düğmeye basıp yüzlerce yüzlerce insanı öldürüyorlar ve bunu sağlayan bu insanların sergilediği o ikna edici çelişki hali. Video oyun gibi düşünüyorlar." ifadelerini kullandı.
Naomi, filmde normalde gündelik hayatlarını sürdüren bu insanların binaların çatılarında gece vakti Tel Aviv'de birbirleriyle konuşurkenki hallerini görüldüğünü belirterek, "İşledikleri tüm o vahşetleri anlatıyorlar ve ardından durum, görmeye alışık olduğumuz o korkunç görüntülerle zirveye ulaşıyor, ancak bu görüntüleri, İsrail askerlerin anlattıklarının hemen ardından görmek gerçekten sarsıcı bir etki yaratıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Filmi, eşi Paola ile beraber izleyen Carlo da "Çok iyi bir belgesel, çok güzel, çok sakin bir anlatımı var. Başından beri bunun bir katliam olduğu açıktı. Yıllarca bunu inkar etmeye çalıştılar, halen de inkar ediyorlar. Ayrıca kitle iletişim araçlarında doğrudan ya da dolaylı belli bir sansür uygulandığını fark ediyorum. Örneğin, pek çok makale hiç yayınlanmıyor bile; bazıları ise bir gün kalıp sonra kayboluyorlar." yorumunu yaptı.
Carlo, "Askerlerin tutumuna gelince; birçoğu durumun farkında, biliyorlar ama... Yine de pek de... "Evet, evet" diyorlar." derken, Paola da "'Sorun yok, böyle olması normal' diye düşünüyorlar. Onlar özel olarak seçiliyor ve eğitiliyorlar." ifadelerini kullandı.
İtalya'da yaşayan İsrailli Aria da İsrail'de insanların çoğunun bunları "normal" bir durum olarak gördüğünü dile getirirken, "Bu, soykırımdan başka bir şey değil. Şimdiye kadar en iyi şekilde belgelenmiş soykırım. Bu korkunç." dedi.