Anadolu Ajansının (AA) "Asırlık Mektepler" dosya haberinin bu bölümünde, 1884'te "Numune-i Terakki Mektebi" olarak temelleri atılan lisenin 142 yıllık eğitim serüveni, Çanakkale'de şehit verdiği öğrencilerinden miras kalan sarı-siyah renklerinin hikayesi ve Cumhuriyet dönemindeki dönüşümü ele alındı.
Dönemin modern eğitim anlayışını benimseyen özel okul kısa sürede büyük ilgi gördü. Başarısı üzerine Maarif Nezareti, 1896 yılında okulu satın alarak devlet bünyesine kattı ve kurum resmiyet kazandı.
Okulun adı 1909'da "İstanbul Leyli İdadisi" olarak değiştirildi. Eğitim faaliyetlerini, Sultan 2. Mahmud Türbesi'nin arkasındaki Bezm-i Alem Valide Sultan tarafından yaptırılan binada sürdüren okul, 1910 yılında ise "İstanbul Lisesi" adını aldı.
Böylece "lise" kavramı, Türk eğitim tarihinde ilk kez bu okulun adıyla resmiyet kazandı.
Osmanlı Devleti'nin Almanya'yla geliştirdiği ilişkiler doğrultusunda 1911'de eğitim dilinin Almanca olmasına karar verildi.
Buradan getirilen 22 öğretmenin göreve başlamasıyla okulda edebiyat ve tarih dışındaki dersler Almanca okutulmaya başlandı.
Bu yıllarda beden eğitimi öğretmeni Ahmet Robenson'un öncülüğünde İstanbulspor Kulübü ile "Keşşaf" adı verilen izcilik teşkilatı kuruldu. Okulun sportif ve sosyal yaşamında önemli yer tutan bu oluşum, ilerleyen yıllarda Milli Mücadele'nin simgelerinden biri haline geldi.
Çanakkale Savaşları sırasında İstanbul Sultanisi İzci Teşkilatının son sınıf öğrencilerinden oluşan yaklaşık 50 öğrenci gönüllü olarak cepheye gitti. 18 Mayıs'ı 19 Mayıs'a bağlayan gece Kabatepe'de görevli öğrencilerin tamamı şehit düştü.
Şehadet haberinin okula ulaşmasının ardından öğrenciler, arkadaşlarının anısını yaşatmak amacıyla kapıları ve pencereleri siyaha boyadı. Hastaneden kalan sarı duvarlarla birleşen görüntü, bugün de okulun simgesi olan sarı-siyah renklerin doğuşuna kaynaklık etti.
Kurtuluş Savaşı yıllarında ise okulun izcileri bu kez Sakarya Meydan Muharebesi'ne gönüllü katıldı. Cepheden "gazi" ünvanıyla dönen öğrencilerin ardından izcilik teşkilatı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından "Sakarya İzci Oymağı" adıyla anıldı.