Hayatlarını 1997 yılında birleştiren 48 yaşındaki Nilüfer ile emekli 55 yaşındaki Alaaddin Demir çifti, çocukları Halil'in (28) eczacı, Hasan'ın (26) da makinist olup il dışına yerleşmesiyle yalnız kaldı.
Demir çifti, hem kız çocuğu özlemini gidermek hem de hayatlarında oluşan boşluğu doldurmak için koruyucu aile olmaya karar verdi.
Yaklaşık 5 yıl önce Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne başvuran çift, o dönem yaşları 3 ile 5 olan 2 kız kardeşin koruyucu ailesi olmaya karar verdi.
Kızların 4 yaşında bir de erkek kardeşi olduğunu öğrenen çift, 3 kardeşi birbirinden ayırmayarak koruyucu ailesi oldukları çocuklarla yuvalarına mutluluk kattı.
Koruyucu anne Nilüfer Demir, AA muhabirine, çocuklarını büyütüp evde yalnız kalınca koruyucu aile olmaya karar verdiklerini söyledi.
Daha önce komşularının ikiz torunlarına baktığını, onlar da büyüyüp okula gidince yine yalnız kaldığını belirten Demir, "Evde koşturmaca ses güzel oluyordu. Televizyonda koruyucu aile yanında büyüyen bir avukatın hikayesini görünce önce eşimle görüştüm ve çocuklarımla karar verdik. Serüvenimiz böyle başladı. Bu serüvende gerek il yöneticilerinin gerekse müdürlük personelinin çok desteklerini gördüm." diye konuştu.
Demir, kız çocuklarını çok sevdiğini vurgulayarak, "Kızlarım olsun evde oynasınlar, bıcır bıcır dolaşsınlar, saçlarını öreyim, tokaları olsun bunu çok istiyordum." dedi.
Koruyucu aile olmaya gittiklerinde 2 kız çocuğunun yanında sürpriz olarak bir de erkek kardeşlerinin olduğunu öğrendiklerini anlatan Demir, "3'ü birlikte çok daha güzel bir aile olduk. 2 kız istiyorduk, kardeş olup 3'üncü de olunca onların bağının kopmamasını istedik ve 3'ünü birden almaya karar verdik." ifadelerini kullandı.
Koruyucu aile olduktan sonra hayatlarının çok değiştiğini dile getiren Demir, şöyle konuştu:
“Sabah bir telaşla kalkıyoruz, okuldu, dersti, beslenmesiydi, saçlarıydı, giysisiydi, bir koşturmacayla hayatımız başlıyor. Öğlene ne yeseler, akşama ne yapsak, dersleri derken çok güzel günler geçiyor. Hafta sonları da ayrı bir serüvenimiz başlıyor. Sakin bir semtte yaşıyoruz ve akraba ilişkilerimiz çok fazla. Çocuklarımız babalarıyla babaannelerine gidiyor, kümes hayvanlarımız var onları seviyor. Bir insanın hayatına dokunabilmek gerçekten çok güzel. Biyolojik çocuklarımız var, onları büyütürken gençtim ama böylesi çok daha farklı. Eşim, biyolojik çocuklarımızla geçiremediği vakti bu çocuklarımızla geçiriyor. O zamanlar işti, gençlikti derken telaş ve koşturmaca vardı. Şimdi o çıkaramadığı