Samsun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın, TEKNOFEST'in Türkiye'nin teknolojik bağımsızlık hedefi doğrultusunda yetişen insan kaynağına katkısını AA Analiz için kaleme aldı.
***
Bir ülkenin teknolojik geleceğini, fabrikalarından ve laboratuvarlarından çok, insanının kendi aklına ve üretme kabiliyetine duyduğu güven belirler. Bu nedenle TEKNOFEST'i bir teknoloji festivalinden ibaret görmek, onun Türkiye için ifade ettiği asıl anlamı gözden kaçırmak olur. TEKNOFEST'in en önemli kazanımı, gençlerimizin teknolojiye bakışını değiştirmesidir. Uzun yıllar boyunca kritik teknolojiler söz konusu olduğunda zihnimizde beliren ilk soru şuydu: "Bunu nereden alabiliriz?" TEKNOFEST kuşağı ise artık "Bunu neden biz yapmayalım?", hatta "Bunun daha iyisini nasıl yapabiliriz?" sorularını soruyor. Bu paradigma değişimi, tüketen toplumdan üreten topluma geçişin ta kendisidir, başka bir
Kızılelma, Türk düşünce tarihinde coğrafi bir hedeften fazlasını, asırlar boyunca ufukta duran bir ülküyü ifade etmektedir. Ziya Gökalp'in "mefkûre" dediği de budur: Bir milleti harekete geçiren, fertlerini ortak bir gayede birleştiren ideal. Kızılelma'yı özel kılan, ulaşılan her hedefin bitiş çizgisi olmayıp yeni bir hedefin başlangıç noktası haline gelmesidir. Bu kadim kavramın Türkiye'nin ilk insansız savaş uçağına ad olması tesadüf değildir. KIZILELMA, 2022'de ilk uçuşunu yaptı. 2025'te görüş ötesi bir hedefe otonom atış gerçekleştirdi ve iki insansız savaş uçağıyla dünyada bir ilke imza atarak otonom yakın kol uçuşunu başardı. 2026 itibarıyla ise envantere girme aşamasına geldi. Ancak a
Milli Teknoloji Hamlesi, kritik teknolojileri dışarıdan satın alan bir ülke olmaktan çıkıp onları tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülkeye dönüşme iradesidir. Stratejiler yönü gösterir ama o yolu yürüyecek olan insandır. Bir teknoloji satın alınabilir, bir fabrika birkaç yılda kurulabilir fakat teknoloji üretebilen bir nesil, sabırla ve emekle yetiştirilmeden var olmaz. TEKNOFEST'in bu hamle içindeki yeri tam da burasıdır. 2018'de bir festival olarak başladı, bugün hamlenin insan kaynağı altyapısına dönüştü. TEKNOFEST 2026 yarışmalarına 54 alanda, 81 ilden ve 97 ülkeden 1 milyon 600 bin yarışmacı ve 730 bin takım başvurdu.
Bir gence en gelişmiş teknolojiyi kullanmayı öğretebilirsiniz, fakat yeni bir teknoloji geliştirebileceğine inanmıyorsa teknolojik bağımsızlıktan söz etmek zordur. TEKNOFEST'teki gençler roketleri, insansız hava araçlarını (İHA), elektrikli araçları ve yapay zeka uygulamalarını seyretmekle kalmıyor; onları tasarlıyor, kodluyor, üretiyor ve test ediyorlar. Roket uçmadığında yeniden tasarlıyor, algoritma çalışmadığında kodu yeniden yazıyorlar. Başarısızlıktan öğrenip yeniden deneme döngüsü, onlara TEKNOFEST'in asıl ödülü olan "Ben yapabilirim" duygusunu kazandırıyor.
İkinci büyük kazanım, proje kültürünün yaygınlaşmasıdır. Problemi fark eden, takım kuran, çözüm tasarlayan ve sonucu test eden öğrenci, bilginin pasif alıcısı olmaktan çıkıp, bilgi üreten bir özne hâline gelir. Festivalin 2026'da Şanlıurfa'da düzenlenmesi, bu kültürün Anadolu'nun dört bir yanına yayıldığını gösteriyor. Çünkü Milli Teknoloji Hamlesi, teknoloji üretme iddiası birkaç merkezin tekelinden çıkıp ülkenin her köşesine ulaştığında gerçekten millî bir hamle olur.
Bu yayılmanın en çarpıcı göstergelerinden biri, TEKNOFEST'le yaşıt genç Anadolu üniversitelerinin öğrencileridir. 2018'deki ilk festivale, yeni kurulmuş kampüslerden takımlar katıldı. Bu takımlar, birkaç ayda geliştirdikleri roketlerle derece alarak döndü. Roketlerine Anadolu ırmaklarının adını veren bu gençler, teknolojiyi yaşadıkları coğrafyanın kimliğinden ayrı düşünmüyordu. "Önce laboratuvarlarımız tamamlansın, sonra bakarız" diyebilirlerdi ama beklemeyi değil, üretmeyi seçtiler. Milli Teknoloji Hamlesi'nin özündeki tavır da budur: Şartların olgunlaşmasını beklemek yerine, şartları üreterek olgunlaştırmak.