Derin sulardaki arama ve çıkarma operasyonları, yüzeye yakın sulardaki çalışmalardan farklı olarak özel su altı araçları, hassas konumlandırma sistemleri ve ayrıntılı planlama gerektiriyor.
Derinlik arttıkça insanlı dalışın teknik karmaşıklığı ve dalgıçların dekompresyon yükü arttığı için uzaktan kumandalı su altı araçları (ROV) birçok derin deniz operasyonunda temel araç haline geliyor.
İnsanlı dalışın uygulanabilir olmadığı derinliklerde görevi, bu basınca dayanacak şekilde özel olarak tasarlanmış ROV'lar ve diğer su altı sistemleri üstleniyor.
Operasyon sırasında yüzeydeki geminin hareketi, akıntı, robotun itki gücü, yüzlerce metrelik kablonun konumu, görüş şartları, su altı navigasyonu, manipülatörlerin çalışması ve kaldırma sistemindeki yükler aynı anda yönetiliyor.
Türkiye'den Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bağlı Güney Deniz Saha Komutanlığı komutasındaki 9 gemi de arama çalışmalarında söz konusu etkenlere karşı yüksek hassasiyetle faaliyetlerini sürdürüyor.
Derin deniz arama çalışmalarında yalnızca bir hedefin görülmesi değil, bulunduğu noktanın yeterli hassasiyetle belirlenmesi de gerekiyor. Bu amaçla gelişmiş sensörler kullanılıyor.
Olayın meydana geldiği nokta, geminin veya hedefin son bilinen konumu, batış sırasında hareket etmiş olabileceği mesafe, akıntılar, deniz tabanının yapısı ve mevcut tanık veya sensör bilgileri değerlendirilerek muhtemel arama sahası oluşturuluyor.
Ardından gemi veya çekili sensör belirli aralıklarla paralel rotalar boyunca ilerletilerek deniz tabanı sistematik biçimde taranıyor.
Batığın bulunmasının ardından enkazın duruşunun belirlenmesi, çevresindeki parçaların ve engellerin haritalanması, giriş yapılabilecek noktaların tespit edilmesi ve aranılan kişi veya nesnenin görüntülenmesi gerekiyor.
ROV'un yüzey gemisinden suya indirilmesi ve yeniden gemiye alınması aşamaları aracın hasara karşı en hassas olduğu safhalardan biri olarak değerlendiriliyor.