Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), salgının ilk ayında kaydedilen vaka sayısının Afrika’da bugüne kadar görülen Ebola salgınları arasında en yüksek seviyeye ulaştığını açıkladı. Bundibugyo türü Ebola virüsünün neden olduğu mevcut salgın, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin (KDC) 1976’dan bu yana yaşadığı 17. Ebola salgını olarak kayıtlara geçti.
KDC Sağlık Bakanlığının son verilerine göre ülkede doğrulanan Ebola vaka sayısı 1274’e, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 360’a yükseldi. Salgının merkez üssünü Ituri eyaleti oluştururken vakalar Kuzey Kivu ve Güney Kivu eyaletlerine de yayıldı. Sağlık ekipleri temaslı takibini sürdürürken, yeni vakaların ortaya çıkması salgının henüz kontrol altına alınamadığını gösteriyor.
DSÖ, salgının hızla büyümesinde ilk vakaların geç tespit edilmesi, sağlık kuruluşlarına geç başvurular, güvenlik sorunları ve bazı bölgelerde Ebola’ya yönelik yanlış inanışların etkili olduğunu belirtiyor. Silahlı grupların faaliyet gösterdiği bölgelerde sağlık ekiplerinin çalışmakta zorlanması da müdahaleyi güçleştiren unsurlar arasında yer alıyor.
Öte yandan, salgına neden olan Bundibugyo Ebola varyantına karşı onaylanmış bir aşı veya spesifik bir tedavi bulunmuyor. Uzmanlar, erken teşhisle birlikte uygulanan yoğun destekleyici tedavinin, hastaların hayatta kalma şansını artırmada en etkili yöntem olduğunu belirtiyor.
DSÖ ile Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (Africa CDC), mevcut salgının yalnızca KDC ile sınırlı kalmayabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Uganda’da görülen vakalar ve sınır bölgelerindeki yoğun insan hareketliliği, komşu ülkelere yayılma riskini artırıyor.
Africa CDC, salgının KDC ile yoğun sınır hareketliliği bulunan en az 10 Afrika ülkesi açısından yayılma riski oluşturduğunu açıkladı. Afrika CDC, Uganda, Ruanda, Burundi, Güney Sudan, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti, Tanzanya, Zambiya, Angola ve Kenya’nın salgından etkilenme riski taşıdığına dikkati çekerek, sınır kapılarında sağlık kontrollerinin artırılması, temaslı takibinin güçlendirilmesi ve laboratuvar kapasitesinin genişletilmesi çağrısında bulundu.
Ebola virüsü, Afrika’da ilk kez 1976 yılında bugünkü KDC ve Güney Sudan’da neredeyse eş zamanlı görülen iki salgınla kayıtlara geçti. KDC'deki salgın, ülkenin kuzeybatısındaki Yambuku bölgesinde, Ebola Nehri yakınlarında ortaya çıktı ve hastalık adını bu nehirden aldı. Aynı dönemde bugünkü Güney Sudan’ın Nzara bölgesinde de Sudan ebola virüsünün neden olduğu ayrı bir salgın yaşandı.
O tarihten bu yana Ebola, özellikle Orta, Doğu ve Batı Afrika’da zaman zaman büyük halk sağlığı krizlerine yol açtı. Virüsün farklı türleri, KDC, Sudan, Uganda, Gabon, Kongo Cumhuriyeti, Gine, Liberya ve Sierra Leone başta olmak üzere birçok ülkede can kayıplarına neden oldu.
Ebola salgınları genellikle ormanlık bölgelerde, yabani hayvanlarla temasın yoğun olduğu alanlarda ortaya çıkmasına rağmen son yıllarda nüfus hareketliliği, sınır geçişleri ve zayıf sağlık altyapısı nedeniyle şehir merkezlerine kadar yayıldı.
Ebola’nın Afrika’daki en yıkıcı dönemi 2014-2016 yıllarında Batı Afrika’da yaşandı. Gine’de başlayan salgın kısa sürede Liberya ve Sierra Leone’ye yayıldı. Bu salgın, bugüne kadar kayıtlara geçen en büyük Ebola salgını oldu. Üç ülkede 28 binden fazla kişi enfekte olurken 11 binden fazla kişi hayatını kaybetti. Salgın, yalnızca sağlık sistemlerini değil, ülkelerin ekonomilerini, eğitim sistemlerini ve sosyal yaşamını da ağır şekilde etkiledi.