Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca, Silivri Cezaevi'nde 2011'de yaşamını yitiren Kozinoğlu'nun ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma devam ediyor.
Soruşturma kapsamında, ifade vermek üzere dün Silivri Adliyesi'ne gelen Raci Şaşmaz, savcılıktaki ifadesinde, uzun yıllar dizinin senaristliğini yaptığını söyledi.
Kurtlar Vadisi'nin televizyon tarihinin en çok ses getiren dizisi olduğunu kaydeden Şaşmaz, bu fenomen diziyi karalamak için iki husus seçildiğini belirterek, "Birisi şiddet, diğeri ise 'bunlar birilerinden belge ve bilgi alıyorlar mı' hususu. Şiddet kampanyası diziyi itibarsızlaştırmak, aileleri korkutarak ekran başından uzaklaştırmak için uygulanırken, 'bilgi ve belge alıyorlar' iddiası dizinin başarısını gölgelemek için vurgulandı." dedi.
Şaşmaz, bu açık iftiraya 20 yılda çeşitli kereler cevap verildiğini ifade ederek, "Bir kez daha verelim, legal ya da illegal hiçbir güç ya da suç odağıyla irtibatımız yoktur, olmamıştır. Kurtlar Vadisi toplumun fotoğrafını çeker ve açık kaynaklardan yararlanarak bunları drama gücüyle izleyicinin anlayabileceği bir formata getirip kamuoyuna arz eder. 'Kaşifoğlu' karakteri istihbarat içi çatışmaları anlatmak için yaratıldı, hikayesi bittiğinde ise dizide öldürülerek başka karakterlere ve konulara geçildi. Dizideki karakterin ölümü konunun bitimini ifade eder. Gerçek hayatla ilgisi yoktur. Şöyle ki, 'İskender Büyük' karakteri de dizide ölmüş ama o karaktere ilham verdiği söylenen gerçek kişiler
Kaşif Kozinoğlu'nun ölümünü araştırmanın savcılık makamının işi olduğunu belirten Şaşmaz, "Bundan ancak memnuniyet duyarız. Cinayete kurban gittiyse ya da ölümünde ihmaller varsa bunların ortaya çıkması ve dahli bulunanların cezalandırılması tüm kamuoyu gibi bizim de talebimizdir." ifadelerini kullandı.
Şaşmaz, ifadesinde şunları söyledi:
"Bu tamamen dizi kurgusudur. Hayal ürünü karakterlerin birleşiminden oluşur. Birinin ölümünü önceden bilme ihtimalimiz yoktur. Ayrıca sosyal medyada 'FETÖ'cü Ali Fuat Yılmazer'in senaryoya müdahale ettiği'ne dair iddialar dolaşıyorsa da bu haberler tamamen iftiradır. Ali Fuat Yılmazer'i tanımam, herhangi bir ilişkim olmamıştır. Erdoğan ve ailesi ile ilgili bir mezar taşıyla mesaj vermek ne bizim inandığımız değerlere uygundur ne de böyle bir şey söz konusudur. Kaldı ki bu husus senaryo olarak benim belirlediğim ve kontrol edebileceğim bir şey değildir. Aradan çok zaman geçti, o zaman kabristan çekimlerinde gerçek mezar taşlarını kapatmak usulü yoktu. Bu gerçek bir mezar taşı da olabilir, pro
Bir yapımcının ya da senaristin mezar taşının üstünde yazanları ya da araç plakalarını bilme ihtimali olmadığını söyleyen Şaşmaz, "Dizide kullanılan araçların plakalarına (34 PLT 34 hariç) müdahil olmamız da söz konusu değildir. Her bölümde onlarca araç kiralanarak kullanılır ve o yıllarda plakaları değiştirmek adeti de henüz yaygın değildir. Yine sosyal medyada 'Hasan Atilla Uğur'un senaryoya müdahale ettiği'ne dair iddialar dolaşıyorsa da bu haberler de tamamen asılsızdır." dedi.
Şaşmaz, Osman Sınav'ın Hasan Atilla Uğur ile ilk defa Deli Yürek Bumerang Cehennemi filminin çekiminde tanıştığını belirterek, "Diyarbakır'da jandarma bölgesinde yapılan çekimler esnasında jandarmadan izin almamız gerekiyordu. Osman Sınav, Hasan Atilla Uğur'la bu vesileyle tanıştı. Osman Sınav ile Hasan Atilla Uğur arasında dostluk ilerledi, sık görüşüyorlardı. Bu vesileyle ben de Hasan Atilla Uğur'la tanışmış oldum ancak hiçbir zaman benim kendisiyle bireysel bir ilişkim olmadı." ifadelerini kullandı.
Senaryoya kimsenin müdahalesinin olmadığını söyleyen Şaşmaz, sözlerini şu şekilde sürdürdü: