Mart 2025'te başlatılan program kapsamında farklı disiplinlerden 25 proje üretimi, "ArtıKÜME 2025" seçkisi çatısı altında ilk kez bir araya getirilecek.
Seçki, çağdaş ve geleneksel sanat pratiklerini buluşturarak disiplinler arası bir sergi deneyimi sunmayı hedefliyor. Eserler, sanatın dönüştürücü gücünden hareketle güncel toplumsal meselelere farklı perspektifler getiriyor.
KÜME Vakfı Kültür Sanat Koordinatörü Ali Ulvi Mıhoğlu, AA muhabirine, Karaköy Palas'ın geçici bir sergi yerine kalıcı bir kültür sanat ekosistemi olarak konumlandırıldığını söyledi.
Karaköy Palas'ın İstanbul'un merkezinde, kültür, sanat ve ticaretin tam orta yerinde yer aldığını belirten Mıhoğlu, "Burası ikonik binalardan bir tanesi. 1910'larda yapılmış Art Nouveau denilen akımın sanat tarihi bakımından önemli temsilcilerinden olan bir binanın içerisindeyiz. Kendince süslemeleri var. Binanın yapısal özellikleri dolayısıyla gösterilecek kısımları var. Bunun dışında bir restorasyon süreci geçirmedi bina. Toplum olarak beraber karar verip bunun içerisine girilsin çıkılsın, kapısı vatandaşa kapanmasın hayalini kuruyoruz. Bu anlamda bizim için burada bir sanat etkinliği yapmak oldukça heyecan verici." dedi.
Mıhoğlu, serginin bağımsız sanat üreticilerine "Fırsatınız olsaydı ne yapmak isterdiniz?" sorusu yöneltilerek ortaya çıktığını vurgulayarak, "Onlar 'Bir fırsatımız olsaydı şunu yapmak isterdik.' şeklinde cevap verdi. 300 kadar proje başvurusu oldu. 30 kadar sanatçının dahil olduğu 25 proje sergilenecek. ArtıKÜME sanat desteklerinin içerisinde 15-16 disiplinde sanat var. Dolayısıyla burada izleyicilerimiz tiyatro, konser ve çeşitli performans sanatı işleri de görecek. Bir serginin yanında aslında burası yaşayan bir kültür mekanına dönüşecek." diye konuştu.
Türkiye'de kültür sanat verisini topladıkları ODAK projesinin lansmanı ve hikayesini anlatan serginin de açılacağına işaret eden Mıhoğlu, şöyle devam etti:
"Bu etkinlikleri gerçekleştirecek sanatçılar kendi projelerini nasıl yaptıklarını, niye böyle bir şeyi hayal ettiklerini bu süreç içerisinde sunacak, izleyiciyle paylaşacak, anlatacak. Bu bir başlangıç diye düşünüyoruz. Bundan sonra her zaman Karaköy Palas'ta kesintisiz sanat olsun. İnsanlık mevcut sistemleri içerisinde bir yere sıkışmış. Biz öyle hissediyor ve öyle görüyoruz. Kümülatif olarak insanlık medeniyeti bunu değiştirecektir diye düşünüyoruz. Bu değişimin öncüsü estetiğin, fikirlerin, düşüncenin çıkabileceği, doğabileceği, konuşabileceği bir mekan olarak milletimizin hizmetinde olsun hayali kuruyoruz."
ArtıKÜME Küratörü Murat Kösemen, İstanbul'un tam göbeğinde yer alan Karaköy Palas'ın 1910'da İtalyan mimar tarafından yapıldığına dikkati çekti.
Binanın sergi çalışmalarını yürütürken küratöryel açıdan zorlamadığının altını çizen Kösemen, "ArtıKÜME, sanat desteği olarak zaten kendi ifadesinin ve diğer sanat desteklerinin dışında bir seçkiye sahip. Aslında buradaki sergi sadece ArtıKÜME sanat desteklerinin sonuçlarından bir tanesi. Biz bu destekleri verirken, burada bu sergiyi yapmak amacıyla yola çıkmadık, sanatçıların kendilerini daha iyi ifade edebilmelerine yönelik bir çalışma başlattık." dedi.
Kösemen, ODAK'ın Türkiye'deki bütün verilerin göz önüne alındığı, incelenebildiği bir yapı olduğunu dile getirerek, "Bunun da içerisinde yer alması bizi coşkuya getirdi açıkçası. Çünkü saydığımız sanat üretimlerinin ne olduğunu da göstermiş olduk burada." görüşünü paylaştı.