Beyoğlu Karaköy'deki yapı, sanat galerileri ve bağımsız üretim alanlarının yoğunlaştığı bölgede yer alarak sanatçılar ve izleyiciler için yeni bir üretim ve etkileşim zemini sunmayı hedefliyor.
Bakan Ersoy, açılışta yaptığı konuşmada, Karaköy Palas gibi 106 yıllık bir kültür varlığının İstanbul'un kültür sanat hayatına kazandırılmış olmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bakanlık olarak kültür varlıklarının restorasyonunu yalnızca onarımla sınırlı tutmayıp, işlev kazandırarak onları sürekli hayata dahil etmeyi ve topluma hizmet sunmayı öncelediklerini vurgulayan Ersoy, şunları kaydetti:
"Bugün Karaköy Palas'ın benzer bir anlayışla yeniden işlevsel kılındığını görmek, bir kültür varlığının onun sahibi olan insanları yine kültürle ve sanatla kucaklayacak olmasını bilmek çok değerli. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Bir milletin tarihi ve kültürel belleği farklı alanlarda kayıt altına alınır. Sanat işte bu bellek taşıyıcılardan ve bu anlamda en özgün, en önde gelen kaynaklardan biridir. Bir milletin hayat birikiminin, algı ve anlayışlarının, yaşanmışlıkların yansımasını sanatta görmek mümkündür. Bu öylesine zengin bir yansımadır ki halk söylencelerimizden türkülerimize, el sanatlarımızdan edebiyatımıza bunu güçlü şekilde tecrübe ediyoruz. Doğal olarak çağdaş sanatlara ya
Mehmet Nuri Ersoy, geçmişten gelen bir birikimi koruyup yeni değerlerle zenginleştirmenin milli kimliği korumak için elzem olduğunun altını çizerek, "Bunu sadece bakanlığımızın bir görevi olarak değil, bir milletin kendi geçmişine, değerlerine, birikimine ve güncel üretimine sahip çıkması olarak değerlendiriyoruz. Bu bilinçle atılacak adımlar ülkemizdeki sosyokültürel hayatın gelişmesine ve bu vesileyle toplumsal bağların güçlenmesine de önemli katkı sunacaktır. Bireylerden kurumlara herkese bu konuda sorumluluk düşmektedir. KÜME'nin ArtıKÜME Sanat Destekleri Programı ve ODAK projesi, bu sorumluluk bilinciyle vücuda getirilmiş iki özel örnektir." dedi.
ArtıKÜME 2025 seçkisi destek programının zengin bir koleksiyonu içerdiğine işaret eden Ersoy, şöyle devam etti:
“Kısa filmden tiyatroya, geleneksel üretimlerden dijital sanat uygulamalarına yaklaşık 15 farklı disiplini kapsayan 25 projeyle sanatın farklı renkleri, çeşitliliği ortak zeminde buluşturulmuştur. Disiplin ve konu sınırlandırmasına gidilmemesi, ülkemizin her köşesinden katılımın sağlanmış olması ve üretimin önündeki engelleri kaldırarak ertelenmiş, ötelenmiş projelerin hayata geçirilmesine imkan sunulması, sanatçılarımızın özgürce üretmesine alan açmış, bunun da geri dönüşü çok güçlü olmuştur. Gelinen bu nokta gösteriyor ki 2025 için belirlenmiş olan 'Mümkün' teması bir meydan okuma, bir motivasyon olarak düşüncede ve üretimde en etkili şekilde karşılığını bulmuştur.”
Bakan Ersoy, sanatsal üretim, etkinliğe ulaşım ve takip noktasında ortaya konan bu bütüncül yaklaşımın hem sanatçılar hem de sanatseverler için önemli bir rehber görevi göreceğini söyledi.
ODAK projesi kapsamında düzenli olarak incelenen 200'den fazla kaynağın Türkiye'deki sanatsal etkileşim hakkında önemli veri birikimi oluşturacağını dile getiren Ersoy, "(Proje) Gerek kronolojik bir sanat envanteri gerekse düzenli takip edilen bir sanat rehberi olarak önemli bir ihtiyaca cevap sunacaktır. Böylesi bir veri merkezi, sanat alanında yapılacak akademik çalışmalar için de önemli bir başvuru kaynağı olacaktır. 'ODAK 2025' kitabı da bu projenin getirilerine dair güçlü bir göstergedir. Bununla birlikte ODAK platformunun göreceği ilgi, bu çalışmanın değerinin daha net anlaşılmasını sağlayacaktır." değerlendirmesini yaptı.
Ersoy, bakanlık olarak çeşitli sanat dallarında yarışmalar da düzenlediklerini, bunlarla ilgili sergileri açtıklarını anlatarak, şu bilgileri verdi: