Su Politikaları Derneği’nin Araştırma Raporu Dizisi kapsamında hazırlanan “Daha Kurak Bir Dünyaya Doğru Su Politikaları” raporunda, küresel kuraklık eğilimlerine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelere yer verildi.
Raporda, kuraklığın artık yalnızca uzun süreli yağış eksikliği olarak değerlendirilemeyeceği, daha öngörülemez, daha hızlı gelişen ve geniş çaplı etkiler oluşturan yıkıcı bir afet haline geldiği belirtildi.
Raporda, ani kuraklık olaylarının artmasının su yönetimi ve tarım alanında geleneksel tahmin ve planlama yöntemlerini yetersiz bıraktığı ifade edildi.
İklim değişikliğinin kuraklığın temel itici güçlerinden biri haline geldiği belirtilen raporda, artan sıcaklıkların buharlaşmayı artırarak toprak nemini azalttığı, kar örtüsündeki zayıflamanın ise su rezervlerini olumsuz etkilediği kaydedildi.
Raporda, insan kaynaklı su kullanımının doğal kuraklık koşullarını daha ağır hale getirdiği vurgulandı.
Aşırı su çekimlerinin yeraltı su seviyelerinde hızlı düşüşlere neden olduğu, nehirlerin yüzde 10’dan fazlasının kritik düşük debi koşullarında aktığı belirtildi.
Sulak alanlar, topraklar ve ormanların da kuraklık nedeniyle ciddi bir tahribat süreciyle karşı karşıya olduğu ifade edilen raporda, OECD ülkelerinde sulak alanların yüzde 18 oranında azalmasının su döngüsündeki doğal denge mekanizmalarının zayıfladığını gösterdiği aktarıldı.
Kuraklığın en fazla etkilediği alanlardan birinin tarım sektörü olduğu belirtilen raporda, birçok bölgede tarımın hem yüksek duyarlılığa hem de yüksek etkilenebilirliğe sahip olduğu kaydedildi.
Bu durumun gıda güvenliği açısından önemli bir kırılganlık oluşturduğu ifade edilirken, kuraklığın yalnızca çevresel değil, aynı zamanda sosyal ve ekonomik sonuçlar doğurduğu belirtildi.
Raporda, göç, yerinden edilme, gelir kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüşlerin kuraklığın doğrudan sosyo-ekonomik etkileri arasında yer aldığı vurgulandı.