Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle küresel lojistikte belirgin bir zihniyet değişimi yaşandığını belirterek, "Uzun yıllardır sektöre yön veren 'maliyet ve verimlilik odaklı' yaklaşımın yerini, 'güvenlik, erişilebilirlik ve süreklilik' odaklı bir yaklaşıma bıraktığını görüyoruz." dedi.
ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı saldırılar ve ardından Tahran yönetiminin misillemeleri sonrası bölgesel bir gerginliğe dönüşen çatışmalarda 1 aydan fazla bir süre geride kaldı.
Hürmüz Boğazı'nda geçişlerin kısıtlanmasıyla birlikte petrol ve doğal gaz taşımacılığında aksamalar yaşanırken, bunun bölge ekonomileri üzerindeki maliyetleri her geçen gün artırıyor.
Çatışmaların taşımacılık sektörü üzerindeki olumsuz etkisi de artarak devam ederken, İran'ın misilleme olarak Hürmüz Boğazı'ndan ticari gemi geçişlerini sınırlandırması küresel ticaret için stratejik önemde olan bu geçitte taşımacılık krizine neden oluyor.
Hürmüz Boğazı'nda krizlerin yaşandığı bu dönemde Husilerin de İsrail'e füze atarak dahil olması gözleri Babülmendeb Boğazı'na çevirdi. Husiler, İsrail'i hedef alan saldırılar düzenlese de henüz Babülmendeb Boğazı'na yönelik bir adım atmadı.
UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı’nda risklerin arttığı ve Babülmendeb hattında güvenlik endişelerinin sürdüğü bir senaryonun küresel deniz ticareti açısından zorluklar doğurabileceğini söyledi.
Engin, Hürmüz Boğazı'ndan günlük yaklaşık 20 milyon varillik petrol akışıyla küresel enerji ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin taşındığını anımsatarak, "Alternatif boru hatları sınırlı kapasiteye sahiptir ve bu hacmi ikame etme noktasında yetersiz kalacağını değerlendiriyoruz. Dolayısıyla Hürmüz'ün kapanması, özellikle enerji ve petrokimya taşımalarında fiilen 'alternatifsiz' bir durum yaratır. Körfez ülkelerinin ihracat kabiliyetinin kesintiye uğraması, sadece lojistik değil, küresel üretim ve fiyat dengeleri açısından da doğrudan bir arz şoku anlamına gelir." diye konuştu.
Bilgehan Engin, Babülmendeb tarafında Hürmüz Boğazı’na göre tablonun farklılık gösterdiğini belirterek, bu hattın Asya-Avrupa ticaretinin ana arterlerinden biri olduğunu ve Süveyş Kanalı üzerinden işleyen sistem için kritik bir geçiş noktası olduğunu ifade etti.
Engin, güvenlik riskleri arttığında gemilerin Ümit Burnu’nu dolaşarak rotalarını uzatabildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"Nitekim geçmişte Kızıldeniz'de yaşanan krizlerde trafik ciddi ölçüde bu rotaya kaymış, hatta bazı dönemlerde geçiş hacimleri yarı yarıya düşmüştür. Bu da bize şunu gösteriyor, Babülmendeb'de 'tam bir fiziksel kilitlenme' yerine, yüksek maliyetli ve süre uzatan bir yeniden yönlenme söz konusudur ancak asıl kritik nokta, bu iki dar boğazın eş zamanlı olarak devre dışı kalmasının yarattığı çarpan etkisidir. Hürmüz'ün kapanması sadece enerji akışını değil, aynı zamanda bölgedeki yakıt ikmal altyapısını ve ana aktarma limanlarını da devre dışı bırakır."