Artan devlet borçlarına ilişkin yatırımcı tedirginliği, bu hafta ABD'den Almanya ve Japonya'ya kadar tahvil piyasalarında sert bir satış dalgasına yol açtı. Bu durum, teknoloji şirketlerinin yapay zeka yatırımları nedeniyle yoğun şekilde borçlanması ve petrol fiyatlarının hala yüksek seviyelerde seyretmesiyle daha da endişe verici bir hal aldı.
ABD Hazine Bakanlığının uzun vadeli tahvil geri alım operasyonlarının büyüklüğünü artırmasının tahvil piyasasındaki satış baskısını azaltması küresel piyasalarda risk iştahını olumlu etkilerken, bu hamle borçlanma maliyetlerinin düşeceğine yönelik umutları artırdı.
ABD Hazine Bakanlığı, piyasa likiditesini desteklemek amacıyla uzun vadeli tahviller için yürüttüğü geri alım operasyonlarının büyüklüğünü en az iki katına çıkaracağını bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, 10 ila 20 yıl ve 20 ila 30 yıl vadeli nominal kuponlu menkul kıymetleri kapsayan likidite destekli geri alım operasyonlarında limit artışına gidildiği belirtildi.
Açıklamada, mevcut durumda operasyon başına en fazla 2 milyar dolar olan tutarın en az 4 milyar dolara çıkarılacağı kaydedildi.
Söz konusu değişikliğin 9 Eylül itibarıyla yürürlüğe gireceği ve mevcut borçlanma döneminin sonu olan 4 Kasım'a kadar geçerli olacağı aktarılan açıklamada, gelecekteki geri alım büyüklüklerine ilişkin daha fazla bilginin 4 Kasım'da yapılması planlanan bir sonraki çeyreklik borçlanma duyurusunda paylaşılacağı ifade edildi.
Analistler, bu kararın bir parasal genişleme veya getiri eğrisi kontrolü olmadığını ancak ABD ekonomi yönetiminin yükselen vade primlerine karşı koymaya hazır olduğunun açık bir sinyali olduğunu belirtti.
Öte yandan ABD Merkez Bankası (Fed), Federal Açık Piyasa Komitesinin 28-29 Temmuz'da düzenlenen toplantısına ilişkin tutanakları yayımladı.
Tutanaklar, birçok Fed yetkilisinin enflasyonun düşmemesi halinde para politikasının sıkılaştırılmasının gerekli olabileceğini düşündüğünü ortaya koydu.
Ayrıca tutanaklarda, "Bu toplantıda politika faizinin artırılmasından yana olan yetkililerden bazıları, böyle bir adımın, ilerleyen bir aşamada daha sert ve potansiyel olarak daha maliyetli bir sıkılaştırma sürecine duyulan ihtiyacı önlemeye yardımcı olacağını değerlendirdi." ifadesine yer verildi.